Bosna sinemasının en önemli yönetmenlerinden Aida Begiç, aynı zamanda beni Bosna sineması ile tanıştıran yönetmen olmuştur. 2009 yılında Saraybosna’da, üniversitenin sinema klubü, yönetmenin Snijeg (Kar) filmini gösterecekti ve her tarafta bu gösterimin afişleri vardı. Dikkatimi çeken film bende ciddi bir heyecan yaratmıştı. Böylece bu filmi izleyerek hem yönetmen hem de Bosna sineması hakkındaki ilk düşüncelerime sahip olmuştum. Kısaca Bosna sinemasına olan aşkım Aida Begiç ile başladı diyebilirim. Şu ana kadar üç uzun metraj filmi bulunsa da kısa filmleri ve antoloji filmlerindeki katılımlarıyla da dikkat çekmiş bir isim Aida Begiç. Mesela yönetmenin, Saraybosna Film Akademisi’nden mezun olmak için çektiği final projesi ‘’Prvo Smrtno Iskustvo (İlk Ölüm Deneyimi)” 20’ye yakın festivale katıldı*. 26 dakikalık bu kısa filmi ile iyi bir yönetmen olacağının sinyallerini veren Begiç’in, hala en sevdiğim filminin bu olduğunu söyleyebilirim.

İlk uzun metrajı Snijeg’den sonra Djeca (Çocuklar) filmini çeken yönetmen, Never Leave Me (Bırakma Beni) filmi ile 3. Uzun metrajına imza atıyor. Ben de filmi 5. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali’nde izleme fırsatı buldum. Filmi merak eden insanların sayısını görünce çok sevindim, salon oldukça kalabalıktı ve bilet bulamayanların olduğunu da öğrendim daha sonra.

Genel olarak Bosna sinemasının öncü isimleri; Pjer Zalica, Ademir Kenovic, Danis Tanovic ve Jasmila Zbanic’in aksine, Aida Begic’in kendi sineması için daha farklı yollar izlediğini söyleyebiliriz. Begiç sinemasında kesinlikle İran sinemasının etkilerini görebiliyoruz. Belirli bir çemberin olduğu, olayların dönüp dolaşıp en başa döndüğü Bosna sinemasında, Begiç genelde bu yolu izlemiyor. Daha donuk sahneler ile birlikte az ve öz diyaloglarla işi kotarmaya bakıyor yönetmen. Fakat! Bugüne kadar bu yönteme başvurmayan Begiç bu sefer başvurmuş gibi görünüyor.

Görüntü yönetmenliğini ise en başından beri birlikte çalıştığı kocası Erol Zubcevic yapıyor. Zubcevic aynı zamanda Bosna sinemasında bir çok önemli işte çalışmış bir sinematograf. En son Danis Tanovic’in gümüş ayı ödüllü ‘’Smrt u Sarajevu (Saraybosna’da bir Ölüm)’’ filminin görüntülerini yönetti. Tek bir mekanda geçen bu filmde kaydırmalı kamera kullanımı ile oldukça başarılı bir iş çıkarttı.

Peki, Bırakma Beni ile Aida Begiç nasıl bir film izletti bizlere? diye soracak olursanız, benim cevabım pek müsbet olmayacak. Şöyle ki; Aida Begiç bu filmi toplumsal bir olaya ve Suriye savaşında ülkesini terk etmek zorunda kalan; ailesini ve vatanını kaybetmiş çocuklara dikkat kesilmemiz için çekmiş. Bir yönetmen olarak böylesine önemli bir konuda meslektaşlarının aksine sessiz kalmayarak böyle bir işe girişmesi takdire şayan. Ancak filmin maalesef senaryo yönünde büyük eksikleri var. Film içerisinde bulunan bir kaç kısa hikaye gösteriyor bizlere ama bu hikayeler birbirinden bağımsız kısa filmler gibi ya da bir yerde birbirine bağlanan hikayeler gibi durmuyor. İçerisinde bir çok soru işaretinin bulunduğu film bu soruların cevabını vermeden de bitiyor.

Filmin ilk isminin ‘’Yetim’’ olduğunu biliyoruz, daha sonra bu isim ‘’Bırakma Beni’’ olarak değişiyor. Filmdeki karakterler gerçekten de Suriye savaşından kaçıp ülkemize sığınan yetimlerden oluşuyor. Bu manasıyla oldukça gerçekçi ve seyirciye de bu gerçekliği hissettiren oyunculuklarla karşılaşıyoruz. Bir taraftan peygamberler şehri Şanlıurfa’da hem yerli halkın hem de Suriyeliler arasında cereyan eden ince gerilim hattının örneklerini görüyoruz. Yönetmen mültecilerin hayatta kalma mücadelelerini ve başarılarını biraz da onların kendi çabalarına bağlayarak Türk toplumunun bu konuda baskın olmasını bilerek engellemiş. Bir art niyet aramamak lazım. Fakat, yönetmen sosyolojik örnekleri kullanırken ülkemize iyi bir not vermemiş. Haklılık payı olmadığını söyleyemeyiz.

Daha önceki filmlerinde kullanmadığı çember metodunu kısmen de olsa bu filmde kullanıyor yönetmen. Film Suriyeli mülteci çocukların kendi aralarında yaptığı bir yarışma ile başlıyor ve daha sonra başka bir yarışma ile nihayete eriyor. Kendilerine göre hayalleri olan Suriyeli yetimler arasında Motaz; “Yıldız Sensin” adlı bir yetenek yarışmasını kazanarak ödül olarak verilen para ile birlikte İstanbul gezisine katılmak istiyor. Paradan ziyade İstanbul’a gitmek onun için daha önemli, çünkü savaşta babasını kaybeden Motaz içten içe annesinin İstanbul’da yaşadığına inanmaktadır. Filmin ana omurgasını hangi hikaye yükleniyor bilmiyorum, aslında film içinde birbirine bağımlı olarak bir kaç hikaye barındırıyor. Yine de en büyük payeyi yetenek yarışması alıyor diyebilirim.

Sonuç olarak Aida Begiç sinemasından uzak bir film izliyoruz. Snijeg filmi ile büyük bir çıkış yakalayan ve ödüller kazanan yönetmen daha sonra çektiği Djeca ile bu çıkışını sürdürmüştü. İki filmde de kendine has bir sinema yaratan yönetmen maalesef Bırakma Beni ile kendi sinema karakterinden taviz vererek izleyicisini mutlu edemeyecek gibi gözüküyor. Bu filme sosyal sorumluk projesi gibi baksak da, belgesel niteliği taşıyor desek de; genel hatlarıyla olumsuz yorum yapmaktan kaçamayacağımız noktalar var. Çünkü Begiç zaten savaşı çok iyi bilen ve önceki filmlerinde de bunu çok iyi kanıtlamış uluslararası çapta bir yönetmen.

* İlk Ölüm Deneyimi kısa film Aida Begiç

Bırakma Beni / Never Leave Me Fragmanı