2020 yılında düzenlenecek 92. Akademi (Oscar) Ödüllerindeki, Yabancı Dilde Uluslararası Uzun Metraj Film adaylığı için Kuzey Makedonya, yönetmenliğini Tamara Kotevska ve Ljubomir Stefanov’un yaptığı Honeyland (Bal Ülkesi) belgeselini seçti.

Makedon Film İşçileri Sendikası tarafından seçilen yapım, aynı zamanda Avrupa Film Akademisi tarafından verilen Avrupa Film Ödülleri yarışmasında 2019 Yılının En İyi Avrupa Belgeseli ödülü için yarışan 12 film arasında yer aldı.  

Resmi galası, 28 Ağustos tarihinde Üsküp’teki Kurşunlu Han’da yapılan film, 2019 Saraybosna Film Festivali’nde seyirciden 4.85 puan alarak en iyi belgesel olarak seçildi ve Kore’de düzenlenen Uluslararası Belgesel Festivali (EIDF)’nde de büyük ödül kazandı.

 

Avrupa’nın son kadın arı yetiştiricisi olan ve Kuzey Makedonya’nın orta kısımlarındaki bir köyde yaşayan Hatice(Hatidže)’nin hayatına odaklanan belgesel; izleyiciye unutulmuş eski bal toplama geleneklerini bir sanat icra edermişçesine uygulayan Hatice’nin dilinden modern bir peri masalı olarak sunuyor ve ekosistemin hikayesini naif bir dille anlatıyor.

Kotevska ve Stefanov’un belgeseli son derece samimi, yerel bir anlatıma sahip. Makedonya’da yaşayan 60’lı yaşlarında Türk kökenli bir yörük olan Hatice, ülkenin en ıssız yerlerinde, kayalık bölgelerde doğal olarak oluşan kovanlardan bal toplamak için dağlara tırmanıyor. Hatice’nin günlük rutini hakkında çok az şey biliyoruz. Ancak göçebe arıcılık yapan bir aile, Hatice’nin yanına taşındığında ve üretimi arttırmak için doğal yolların dışına çıktığında Hatice’nin macerası, daha zorlayıcı ve ilgi çekici bir şeye dönüşüyor: ekosistemin doğal dengesini korumak ve arıların yaşamının devamını sağlamak…

Hatice ve 86 yaşında yarı kör annesi, Makedon dağları arasında yuva yapan arılar gibi yerel ekosistemin hayati bir parçasını oluşturuyorlar.  Kovanlarda bulunan balların yalnızca bir kısmını satmak ve hayatlarının devamını sürdürmek için alıyor, gerisine dokunmuyorlar.

Hatice ve annesi Makedonya’nın Bekirijia bölgesinde, dünyadan izole bir alanda yaşıyorlar. Bu sebeple, Hüseyin Sam, eşi ve yedi çocuklarının ortaya çıkması Hatice’nin yalnızlığına son veren muhteşem bir gelişme oluyor. Ancak Hüseyin’in yerel pazarlarda satmak için daha fazla bal almanın arı kovanlarını yok edeceği uyarına kulak asmaması ve kovanların yalnızca yarısını alma kuralını yok sayması işleri kaosa sürüklüyor.

Honeyland seyirciye didaktik, sesli bir anlatım sunmuyor; mesajını muhteşem bir görsel anlatımla ortaya koyuyor. Küçük insanların kaygılarına, çarpıcı doğal güzellikleri göstererek duyarlılık gösteren Honeyland, bu yönüyle büyüleyici bir belgesele dönüşüyor. Honeyland yalnızca çevreye odaklanan, kuru ve sıkıcı bir doğa filmi ya da yalnızca insan odaklı bir hikaye anlatıcılığı değil. Bilakis bu ikisinin muhteşem bir birleşimi. Dolayısıyla bu film, Hatice’nin yaşadığı olağanüstü dünyaya ve yaşamının olağandışı ritimlerine dalmak, makro ve mikro kosmosa tanıklık etmek isteyenler için mutlaka izlenilmesi gereken bir başyapıt haline dönüşüyor.

 

Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.