Dizinin ikincisi Kaya Öztaş’ın çevirdiği ve hazırladığı Arnavutluk Öyküleri Antolojisi’dir. Yurt Kitap Yayın’dan çıkan bu eser tek baskı yapmıştır ve bu yüzden Balkanlara dair Türkçe’de hazırlanmış olan antolojiler arasında nadir bir yere sahiptir. Eserin bir diğer önemli noktası ise Kaya Öztaş’ın giriş yazısında Arnavutlukla bağlantılarından kaynaklı Kosovalı yazarlara dair de ufak bir yer vermesidir.

Antoloji, Arnavutluk Edebiyatına genel bir bakışa sahip olunabilecek değerde bir yazıyla başlamaktadır. Yazıda, sözlü edebiyatındaki kültürel alışverişlerden Latinceyle arasındaki ilişkiye,  yazılı ilk metinlerden Osmanlı’nın etkisindeki edebiyata, oluşan şiir anlayışından tiyatrosuna kadar yüzyıllara sığacak bir alanı kapsayacak bir kronolojik anlatım vardır.

Giriş yazısından sonra antolojide Arnavutluk masallarından dört tanesine yer verilerek sözlü kültürün yansıması gösterilmek istenmiştir. Yazarlar ve öyküleri ise özel bir anlayışla seçilmiştir. Kaya Öztaş antolojide yer vereceği isimleri dönemin Arnavutluk Yazarlar Birliği Başkanı, ozan ve yazar olan Dritero Agolli ile görüşerek seçmiştir. Çünkü antolojiyi hazırlarken isteği bu antolojinin Arnavutluk öykü sanatını temsil edebilecek nitelikteki isimlerden oluşmasıdır.

Antolojide on iki isim yer almaktadır. Arnavutluk öykü anlayışı için her ne kadar yetersiz olsa da 157 sayfalık bir kitap için en azından belli bir fikir yaratması için değerlidir. Antolojide yer verilemeyen nice isim ise gerek kitabın sayfa sayısından gerek yabancı dile çevrilemediği ya da çok uzun öyküleri olduğundan kaynaklıdır. Antolojinin dil ve anlayış bütünlüğü içinde okunabilmesi için Kaya Öztaş sadece kendi çevirdiği yapıtlardan oluşturmuştur. 

Yer alan isimler arasında ilk göze çarpan tabi ki Arnavutluk Edebiyatı denildiğinde akla gelen ilk isim İsmail Kadare’dir ve “Yazmaya Başladığım İlk Günler” isimle öyküsüyle yer almaktadır. Kadare haricinde Migjeni, Dritero Agolli, Anastos Kando, Teodor Laço, Naum Prifti ve Şevket Tigani gibi isimler yer almaktadır. Dört adet masalın dışında toplam on yedi adet öykü yer almaktadır. 

Bu eser İsmail Kadare haricinde de keşfedilmesi gereken isimlerin olduğunu gösterir ve daha nicesini de tanımaya yol gösterici bir özelliktedir. Öykülerde Arnavutluk’un kültürünü, özellikle de insan yapısını görebilecek ve yaşanmışlıkların arka planını hissedebileceksiniz. Antolojide yer alan öykülerin bütünlüğünü ise Şevket Tigani’nin antolojide yer alan “Gülüş” isimli öyküsünün son cümlesi özetler niteliktedir: “Mirela yeniden gülüyor, acısı ne denli büyük olursa olsun, yaşı onsekiz”.

Ali İsmail Arı