Dizinin üçüncüsü Dr. Milan Gurçinov’un hazırladığı, Necati Zekeriya’nın çevirdiği Makedon Hikâyeleri Antolojisi’dir. Dönemin değerli yayınevlerinden olan Tekin Yayınevi’nden çıkan bu eser tek baskı yapmıştır. Eserin önemli noktası Türkçedeki diğer antolojiler gibi Türk bir yazarın değil, bölgenin önemli edebiyat eleştirmenlerden birisi tarafından hazırlanmış olmasıdır.

Antoloji, Milan Gurniçov’un hazırladığı Çağdaş Makedon nesrinin gelişimi üzerine olan bir yazıyla başlıyor. Bu yazıda Çağdaş Makedon nesrine odaklanırken geniş çerçevede Makedon edebiyatını ele almaktadır. Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki yazarlara dair ayrıntılı noktalara değinmektedir. Bu alanların anlatımında aynı zamanda Yugoslav Edebiyatına dair de izleri görebilmek mümkün.

Kitapta yer alan hikâyeler özenle seçilmiş ve sayfa sayısının azlığından kaynaklı olabildiğince geniş bir anlayışı göstermek istenmiştir. Milan Gurçinov bu alanda uzman bir kişiliktir. Ayrı ayrı ülkelerde ve Yugoslavya’da Makedon şiiri ve hikâye antolojileri yayımlamıştır. Bu alana dair eleştiri yazıları ise üç ayrı büyük kitapta derlenmiştir. Gurçinov her ne kadar antolojiyi değerli bir şekle büründürmüş olsa da bizler için bu değere ayrı bir değer de çevirmenliğini üstenmiş Necati Zekeriya katmıştır. Zekeriya Yugoslavya’da yayınlanan “Sevinç” dergisinin başında yirmi yıl bulunmuştur. Makedon Edebiyatını hem Yugoslavya’da yaşayan Türklere hem de Türkiye okurlarına tanıtmak için çaba göstermiştir. Dört adet de antoloji hazırlamış ve çeşitli konulara dair de nice yazı yazmıştır. Makedon Edebiyatına hâkim olan bu iki isim bu antolojinin değerini daha net gözler önüne serebilmektedir.

Çağdaş Makedon nesrinin gelişimi üzerine yazılan giriş yazısından sonra toplam 11 adet hikâye yer almaktadır. Vlado Maleski, Slavko Yanevski, Yovan Boşkovski ve Jivko Çingo gibi toplam on bir yazardan birer adet öykü seçilerek Makedon hikâyeciliği üzerine genel bir izlenim yaratılmak istenmiştir. 120 sayfalık bir antoloji olarak tabi ki Makedon hikâye anlayışını aktarmakta eksiklikleri bulunmaktadır. 

Genç Makedon edebiyatının kurucularının yer aldığı kadar savaş sonrası dönemde isimleri duyulmaya başlanan yazarlara da yer veren bu antoloji özellikle savaş karşısında Makedonların bakış açılarını sunmakta ve yoksulların temel alındığı konuların kültürel yansımalarını göstermektedir. Artık Kuzey Makedonya olarak bilinen toprakların Yirminci Yüzyıl boyunca edebiyata nasıl bir iz bıraktığını görmek için oldukça değerli bir eserdir. Antolojinin geneline bakıldığında Dimitar Solev’in antolojide yer alan hikâyesinin başlığı özetler nitelikte olacaktır: “Kimsesiz Alacakaranlık”.

 

Ali İsmail Arı