Âh Üsküp… Balkanların kalbi, Osmanlı’nın aziz hatırası. Üsküp; rumeli türkülerinin menbaı, Yahya Kemal’in çocukluğu, Âşık Çelebi’nin dizelerinin ilhamı… Muhteşem bir saltanatın ve kahredici bir çöküşün şahidi şehir…

Tarih boyunca çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yapmış olan Üsküp şu anda Sosyalist Yugoslavya ve Osmanlı döneminin izlerini taşımaktadır. Mimaride, sanatta, sosyo-ekonomik ilişkilerde bu iki anlayış hakim olmuştur diyebiliriz. Son dönemde modernizmin etkisiyle ‘globalleşen dünya’da, farklılıklar bir potada eritilmiye çalışılsa da halkların alışkanlıklarında Yugoslavya dönemi ve Osmanlı dönemi derin izler bırakmıştır. Üsküp şimdi ne halde gelin bir hasbihal edelim…

Bölücü Vardar!

Üsküp’ün ortasından Vardar nehri geçmektedir. Vardar nehri türkülerin, karpostalların, güzel anıların konusu iken şu anda şehrin ve halkların kaderini bölen bir mahiyete bürünmüştür. Ülkeyi kalkındıracak yatırımların bir çoğu nehrin karşı kıyısına yapılırken, nehrin bu yanı yatırımlardan yoksun bırakılarak fakir bırakılıyor. Nehrin bu yanı neresi? Nehrin bu yanı benim yanım, senin, bizim, Türklerin, Arnavutların, Boşnakların yani müslümanların. Sisteme entegre olmakta sıkıntı çekenlerin, beş asırlık hükümranlığın hasretini bağrında hissedenlerin yanı. Ve biz bu yanı terk etmeyeceğiz!

Putları devir İbrahim

Gelgelelim şehrin meydanını ve etrafını çevreleyen heykellere. Makedonya’daki iktidar partisi ‘Üsküp 2014’ projesiyle, asrın değil milenyumun en gereksiz, en pahalı, en taklitçi projesini hayata geçirdi. Şehrin görüntüsünü tamamen değiştiren projeye milyon dolarlar harcandı, harcanıyor. Ülke tarihiyle alakalı alakasız birçok şahsiyetin heykelleri dikildi. Barok tarzında kocaman binalar inşa edildi. Şehre ‘yapay bir karizma’ vermek istenen projeyle sanat, tarih, estetik dumura uğratıldı. Avrupa’da işsizlik oranı en yüksek olan ülke olarak girişilen bu proje için iktidar partisini kutluyorum ve putları devirecek İbrahim’i bekliyorum!

Josip Broz Tito öldü mü?

Yugoslavya’nın efsanevi lideri Tito, ölümüne kadar Yugoslavya halklarını bir arada tutmayı başarmıştır. Makedonlara karşı izlediği olumlu politikanın Makedonya’nın Yugoslavya’dan savaşsız bir şekilde ayrılmasında önemli rölü vardır. Tito döneminde müslümanlara yapılan baskılar çoğu zaman Tito’dan soyutlanmıştır. Yani burada komunizme saydıran ama Tito’ya laf ettirmeyen bir Türke, Arnavuda veya Boşnaka her an rastlayabilirsiniz:

“Mareşal Tito öldü mü
Issız ajun kaldı mı
Felek öcün aldı mı 
İmdi yürek yırtılır”

Sorma ne haldeyim

Makedonya Türkleri olarak Makedonya siyasetinde neredeyse yokuz. İçimize girmiş fitne ateşini söndürmek yerine harlıyoruz. Kendimize siyasette, ekonomide, kültürde, sporda, bilimde yeni alanlar açmak zorundayız. Yerli insanlarla ve yerel birikimle bunu başarabiliriz. Kalıcı çözümler üretebilmek için birbirimizle didişmeyi bırakıp omuz omuza, sırt sırta, yürek yüreğe vermeliyiz. ‘Bir Türk dünyaya bedel iki Türk kavga eder’ cümlesindeki mizaha yer bırakmayalım. Velhasılı kendimizi gavura güldürmeyelim.

90+5

Maçın sonuna doğru yaklaşıyoruz. Bulgarlardan, Sırplardan, Yunanlardan, Makedonlardan ard arda goller yedik. ‘Beş asırdır şampiyonduk ulan’ sesleri yavaş yavaş duyulmaya başladı. Kardeşlerimizle paslaşmayı yeniden hatırlamaya çalışıyoruz. Tarihte attığımız deparları anımsıyoruz. Harekete geçiyoruz. Yenilmedik ve yenilmeyeceğiz. Bu maçı çevirecek kudretimiz, birikimimiz ve azmimiz var. Biz, evet biz bu maçı alacağız! Başka yolu yok!

Mehmed Arif