Bulgaristan eski uygarlıkların mirasçısıdır ki Trakyalılar, Romalılar, Bizanslılar ve ön-Bulgarlar bu topraklarda gelişkin kültürlerinin kanıtı olarak son derece değerli sanatsal ve mimari izler bırakmışlardır.

Bu izler ülkenin dört bir yanına dağılmış; kültür ve tarih meraklısı insanlar için dikkat çekici yerlerden birisi haline getirmiştir.

Bu hazinenin dışında Bulgaristan bozulmamış doğası, şehrin korunmaya alınmış yerleri ve parklarındaki şaşırtıcı biyo-çeşitlilikten övünebilir.

Bulgaristan’ın zengin kültürel ve doğal mirası UNESCO tarafından takdir ediliyor.

  1. Rila Manastırı

Rila Manastırı 1983 yılında UNESCO Küresel Kültür Mirası listesine alınmıştır. Bulgaristan’ın en büyük manastırıdır.

Dağın kalbinde yer alır. Onuncu yüzyılda bulunan bu manastır yüzyıllardır varlığını korumakta.

Manastır Hıristiyan inancının ve Bulgar eğitim ve kültürünün koruyucusudur. Rila Manastırı Bulgaristan’ın sembollerinden biridir.

En çok ziyaret edilen cazibe merkezlerinden biridir. Manastır 8.800 metrekarelik bir alanı kaplamakta, 100’ü keşiş hücresi olmak üzere yaklaşık 300 odası vardır.

Manastırın dikkat çekici hikâyesini öğrenebileceğiniz bir müzesi var. Manastır, Rila Manastırı Doğal Parkı’nın içinde yer almaktadır.

  1. Madara Süvarisi

Ülkenin kuzeydoğusunda, Şumnu kasabasının 18 kilometre doğusunda ve Pliska’nın 10 kilometre güneyinde bulunan eşsiz bir kaya kabartması olan Madara Süvarisi UNESCO Küresel Kültür Mirası listesine 1979’da alındı.

Bilinmeyen bir sanatçı, uçurumun üzerinde 23 metre yükseklikte etkileyici bir görüntü oymuş.

Yapılmasından bin yıldan fazla geçmesine rağmen mızraklı bir süvari, atın ayaklarına düşen yaralı bir aslan ve bir av köpeği görüntüsü taş üzerinde hala görülebilir.

Rölyef oluşumunun kesin yılı bilinmemektedir ve bilim adamları tasvir edilen binicinin kişiliği üzerine aynı fikirde değillerdir.

2008 yılında, ülke çapında yapılan oylamadan sonra Madara Süvarisi Bulgaristan’ın küresel sembolü seçilmiştir.

Tam boyutlu kopyası Sofya’daki Ulusal Arkeoloji Müzesi’nde görülebilir.

3. Boyana Kilisesi

Boyana Kilisesi “St. Nicholas and St. Panteleimon” 1979 yılında UNESCO Küresel Kültür Mirası listesine alındı.

Bu eşsiz tapınak, Vitoşa Dağı’nın eteğinde Sofya’nın Boyana yerleşim bölgesinde yer almaktadır.

10. yüzyılın sonunda, 11. Yüzyılın başında inşa edilmiştir. Birkaç kat yapılan freskleri büyük değer katar.

Kilisenin duvarlarındaki görüntüler arasında ziyaretçiler İsa Mesih ve Kutsal Meryem’in, Bulgar kralları ve kraliçelerinin, azizlerin çeşitli tasvirlerini görebilirler.

  1. Ivanovo Kaya-Oyma Kiliseleri

Rusenski Lom Doğal Parkı’ndaki Ivanova köyü yakınlarında yer alan kaya-oyma kiliseleri 1979 yılında UNESCO Küresel Kültür Mirası listesine alındı.

Kaya tapınaklarını birleştiren manastır kompleksi, St. Michael’in adını almış ve 13. yüzyılın başlarında kurulmuş.

Çok iyi korunmuş ve Kutsal Meryem’in en etkileyici fresklerinden birisiyle dünyaca biliniyor.

  1. Kazanlık Trak Mezarları

Kazanlık Trak Mezarları 1983 yılında UNESCO Küresel Kültür Mirası listesine alınmıştır. Kazanlık kasabasındaki küçük bir parkta yer almaktadır.

Orijinal mezarlar benzersiz duvar resimlerini korumak için mühürlendi fakat yanına turistlerin ziyaret edebilmeleri için tam bir kopyası inşa edildi. Mezarlık Milattan Önce 4. – 3. yüzyılda inşa edilmiştir. Bilinmeyen bir Trakya hükümdarına aittir.

Anıtın dünya çapındaki ünü, kubbe ve salondaki olağanüstü fresklerden kaynaklanmaktadır ki bunlar Helenistik çağın başlarından kalma en iyi korunmuş antik sanat eserlerinden biridir.

Orijinal mezar da ziyaret edilebiliyor fakat belli koşullar altında sadece birkaç dakika.

  1. Sveshtari Trak Mezarları

Sveshtari Trak Mezarları UNESCO Küresel Kültür Mirası listesine 1985 yılında alınmıştır.

İsperih (Kemaller) kasabasının 8 kilometre kuzeybatısında bulunan tarihi ve arkeolojik alan Sboryanovo’nun bir parçasıdır. Mezarlar, MÖ 3. yüzyılda inşa edilmiş ve mimarisi ve dekorasyonu ile ziyaretçileri etkilemektedir.

Burada Getae kabilesinden bir Trakya hükümdarının bedeni yer alıyor.

Mezar odasının tavanı, yüzleri ve saçlarının hala renkli süsleme kalıntılarını koruyan havaya kalkık elleri ile Karyatidler tarafından desteklenmektedir.

  1. Antik Nessebar

Nessebar kenti, Karadeniz kıyısında Burgaz’ın 36 kilometre kuzeydoğusunda yer almaktadır.

Antik tarih, antik kalıntılar ve canlandırma mimarisinin eşsiz birleşimi nedeniyle, Antik Nessebar 1983 yılında UNESCO Küresel Kültür Mirası listesine dâhil edilmiştir.

Arkeolojik alan, anakaraya dar bir kanal ile bağlı küçük bir yarımada üzerinde yer almaktadır.

Sahil kasabası, birçoğu şehirdeki Arkeoloji Müzesi’nde tutulan tarihin sayısız kanıtını taşır.

Nessebar, Avrupa’nın en eski şehirlerinden biridir.

  1. Pirin Ulusal Parkı

Pirin Ulusal Parkı 1983 yılında UNESCO Küresel Kültür Mirası listesine dâhil edildi.

Bulgaristan’ın güneybatısındaki Pirin Dağı’nda bulunur ve birçok doğal cazibe merkezini, buzul göllerini, çam ormanlarını ve zengin bir biyolojik çeşitliliği barındırır.

Bayuvi Dupki – Dzhindzhiritsa ve Ulen Dağları yer almaktadır.

Biyoçeşitliliği 1.315 damarlı bitki türü, 2.000 omurgasız türü, 200 omurgalı türü ve 159 kuş türü ile tarif edilebilir.

Parkta çok sayıda turistik mekâna erişim sağlayan birçok yürüyüş yolu vardır. Bulgaristan’ın en yaşlı ağacı olan ve yaşı 1.300 yıldan fazla olan Baykusheva köknarı buradadır

Bansko kasabasında bulunan ziyaretçi merkezinde park ve barındırdığı çeşitlilik hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz.

  1. Srebarna Gölü

Srebarna Gölü, güney yolunda yuva yapan veya dinlenen nadir ve nesli tükenmekte olan kuş türleri nedeniyle 1983 yılında UNESCO Küresel Kültür Mirası listesine alınmıştır.

Amaç, yirminci yüzyılın başlarından beri Bulgar ve Avrupa bilim camiası arasında popüler olan gölün eşsiz biyolojik çeşitliliğini korumaktır.

Srebarna köyü yakınlarındaki biyosfer rezervi, Tuna Nehrinin 2 kilometre güneyinde ve Silistre’nin 16 kilometre batısında yer almaktadır.