Antolojiler edebiyatta bir alana dair bilgi sahibi olmak için en güzel rehberler diyebiliriz. Çünkü belli bir sınır dâhilinde hazırlanan antolojiler aslında geniş bir yelpazede bizlere önemli bilgiler vermektedir. Bir ülke edebiyatının öykü ve şiir gibi türlerinde hazırlanmış olduğu gibi belli bir döneme veya akıma dair hazırlanmış antolojiler de mevcuttur. 

Dizi şeklinde sunacağım antoloji incelemeleri Balkan Edebiyatı için rehber niteliğindedir. Çünkü bu antolojiler kendi alanlarında Türkçedeki önemli kaynaklardır. Bu kaynaklar seçilen alanın daha iyi tanınmasına yardımcı olurken aynı zamanda Türkçede kitaplaşmamış şair ve yazarlara dair önemli bilgiler sunmaktadır.

Bu dizinin ilki Özdemir İnce ve Ataol Behramoğlu’nun hazırladığı ve çevirdiği Çağdaş Bulgar Şiiri Antolojisi’dir. Döneminin değerli yayınevi olan Adam Yayınları’ndan çıkması o dönemde Bulgar Edebiyatını tanımanın önemli bir yere sahip olduğunun göstergesi sayılabilir. İki önemli şairimizin hazırladığı bu eser Bulgar Şiirine dair kapsayıcı bir giriş yazısına sahiptir. Giriş yazısında Bulgar Şiirinin tarihsel olarak gelişiminden ve ulusal anlamda bütünlük kazanmasında savaşların, rejim değişikliklerinin ve kültürel değişimin nasıl rol oynadığı ifade edilmektedir.

Toplamda kırk dört şaire yer verilen bu antolojide her şairden de bir ile üç arasında şiire yer verilmiş ve toplamda yetmiş dokuz şiir okuyucusunu beklemektedir. Hazırlayan şairlerimiz şiirleri iyi bildikleri dillerden, yani İngilizce, Rusça ve Fransızcadan çevirmişler. İçlerinde Bulgarca aslından tek şiir çevrilmiştir, o da Bulgaristan’da uzun süre önemli işler yapmış bir edebiyatçımız ve şair olan Fahri Erdinç’in Geo Milev’den çevirdiği şiirdir.

Antolojide yer alan şairlere kısaca bakmak gerekirse karşımıza ilk çıkan Bulgar şiirinin en büyük kurucusu sayılan Hristo Botev’dir. Botev haricinde ulusal kurtuluşçuluk geleneğini sürdüren İvan Vazov önemli üç şiiriyle yer almakta. Bu iki dev ismin yanında önemli diğer şairlerden bazıları ise: Penço Slaveykov, Kiril Hristov, Nikolay Liliev, Dora Gabe, Geo Milev, Atanas Dalçev, Valeri Petrov, Liana Daskalova, Vladimir Başev ve dahası.

Dile getirdiğim isimlerin çoğu sadece bu kitapta yar almakta ve Türkçe olarak herhangi bir kaynakta yer almamaktadır. Bazıları ise bazı edebiyat ve kültür dergilerinde bir iki şiiri ile yer bulmuştur. Bulgar Şiirini tanımak ve onu geliştirmek için önemli olan bu eser Balkan Edebiyatına açılan kapılardan bir tanesi olarak hala güncelliğini korumaktadır.

Antolojinin özeti sayılabilecek Penço Slaveykov’dan bu şiir açılacak kapının anahtarı olacaktır:

Şair

Sonuncu gün, elinde silahıyla

Yakalandı Balkanlar’da ve sert yargıcın önüne getirildi.

Sınanmıştı acımasız savaşlarda

Ve şunlar oldu son sözleri:

 

“Soruyorsunuz, kimim peki;

Gizlemeyeceğim şair olduğumu…

Evet başkaldırdım, çünkü elimde değildi

Başkaldırmamak, işte bir kez daha söylüyorum bunu.

 

Vurgunum çünkü yurdumun kırlarına

Soluk almasına meyvelerin, çiçeklerin,

Vurgunum sabah çiyiyle ıslanan yapraklara

Ve yükselen kokuya akşamleyin.

 

Bakıyorum ve baktıkça bakasım geliyor daha

Tarlalarımıza, kış uykusundan uyanan.

Dinliyorum ötücü kuşları çayırlıkta

O tanıdık sesleri çocukluk yıllarımdan.

 

Özgür türkülerine nasıl da kulak verirdim

Ötüşleri nasıl da tatlıydı baharda.

Ne benden, ne de dostlarımdan benim

İşitmediniz böyle mutluluk türküleri daha.

 

Onlar göksel bir sıcaklığın ışınıyla ısıtılmışlardı

Bu ışındı, yüreklerinde yeni türküler olgunlaştıran.

Her türkü böylece olgunlaştı ve çıktı

Tohum nasıl olgunlaşıp çıkarsa yeraltından.

 

Fakat beni ısıtmıyordu artık o gün ışığı

Karanlıkta yaşıyordu tüm arkadaşlarım.

Dayadım soğuk namlusuna silahın yanağımı

Yürekler için güneş savaşına çıktım…

 

Öyleki, yürekte güneşin doğurduğu türkü

Mutluluk ekerek yayılsın dört bir yana.

Söylesin şair, içinden geldiğince türküsünü

Şu özgür kuşlar nasıl cıvıldıyorsa.”

 

(…)

 

Göz açıp kapayasıya bildirildi karar

ve ayaklanmacı asıldı şafakta.

Kırlar üzerinde soğuk bir rüzgar

açtı kanatlarını ve çırpındı avuntusuzca.

 

Acımasız ilmeğin atıldığı

dal gıcırdadı. Dili tutuldu yaprakların

Çoktandır hışırdamıyor artık ıhlamur ağacı

Ve çoktan sustu üstünde türküsü kuşların

(Rus. Çev: Ataol Behramoğlu)

 

Ali İsmail Arı