Oroz tepe, Irsız tepe, Valta düzü, Mal tepe, Yeni Mahalle Karlığı, Muğla Larlığı, Kısraklı, Taş Boğazı, Kaval Kediği, Çal Tepe! Yüzlerce kimi yüksek, kimi alçak, kimi sivri, kimi yayık Orta ve Batı Rodop Tepeleri! Tümü isimlerini hak etmiş tepeler. Onlar tarihimizi anlatan, anılarımızda acı ve tatlı izler bırakan, yol çatıları olan tepelerdir. Hiçbirinin adı öylesine verilmemiştir. Her ad, kendine mahsus sırlar, olaylar, efsaneler ve türküler ile sarılıdır.

Biz bir türkünün peşine, izine düşelim. Meşhur bir türkü “’Debreli Asan’’ ve onun kahramanları…

Efsaneler, hikayelerle donatılıdır bu türkü. Kahramanları, olağanüstü yöresiyle… Kimi anlatılarda sırlar, masalımsı düzenlemeler, kimilerinde ise gerçeklerin kıvılcımları dile getirilir.

Gezdiğimiz, dolaştığımız Orta ve Batı Rodop Dağları ve köyleri: Kara Bulak, Yeni Mahalle, Pletene, Dıbnitsa, Debrane(Debren), Selçe, Fotan, Menekşe, Uzundere, Naipli, Çavdar Köyü, Borotun, Kısık, Yassı koru vb. köylerinde, şu Debreli Asan’ın hikayesini de sorduk durduk.

 Kimin nesiymiş Asan dedikleri? Hangi yıllarda gezmiş tozmuş, kimin canına ‘’tak’’ demiş, neden halk ona türküler adamış. Debreli Asan, ‘’Karaca’dan indim’’, ‘’Asan Asan’’. Yaşlıların anılarını toparlamak istiyoruz.

 Bu olaylar 1900-1920 arasında gerçekleşmiştir. Rus-Osmanlı Savaşı, kocaman dağı ikiye bölmüş. Halkı o meşhur Akdeniz kıyılarından, ticari pazarlarından mahrum etmiştir. Aradan bir sınır geçer ama koruması da sadece eski yollar üstü geçit yerleri muhafaza altına alınmıştır.

 Bu arada en zavallı en aciz halktır. Onun yolunu, eşkıya, hırsızlar keser, serbest dolaşma imkanı vermezler. Bir taraftan, halktan hudutların böyle gelişigüzel düzenlenmesine karşı çıkanlar oldu diyelim. İşte onların hali yamandır. Devlet böylelerine göz açtırmaz.

 Karşı koyan, kardeşlerine sahip çıkanlar, kendi vicdanından, yoksa kaderden dolayı ‘’Balkanı tutarlar’’ ifadesi ile sık sık karşılaşırız.

 Debreli veya Debrenli Asan?!  Anılara göre kendi Batı Rodoplar eteklerinde bulunan Debrane (Debren) köyünde doğmuş. Çilingir sülalesine mensuptur. Ve bu tür meslek sahipleri köyden köye gezerek, hem yaşamlarını idame ederler hem ahaliye hizmette bulunurlar. Bazılarına göre, Pomak kökenli olduğu da vurgulanır. Hatta ninesini bir çilingir Çingene ustası kaçırır ve aile kurar.

Bu şahsın ortaya çıkmasına sebep Orta Rodoplar’da dolaşan şu efsanedir:

Asan’ın sülalesinden çilingir ustalarına, pazara gider iken, defalarca yollarda eşkiyaya saldırırlar, onları soyup soğana çevirirler. Kimi paralarını, hele mallarını… O kırmızı kuşaklarda dizili kurşunlar… Hiç böyle bir çilingir malına göz diken olmaz mı?

Baştan tek dolaşan ve baba ticaretine sahip çıkan Asan zamanla samimi dostlar edinir. Kara Kedi ve Arnavut Asancık. Dağlarda dolaşırlar, soygunculuk yapar, zenginden alır, fukaraya verirler. Hatıralarda yaşayan iki olay çok ilginçtir ve inandırıcılığa sahiptir.

 Debrenli Asan’ın boyu kısa ama aklı bıçak gibi keser, kimseden korkmaz, ‘’Arslan Yürekli’’ ifadeleri ile anılır. İki Asan’ı ayırmak için uzun boyluya ‘’Asancık’’ lakabı takmışlar. Onlar, Trakya ovasından gelen Batı ve Orta Rodoplar’da Kavala, Drama dahil baş yıllarının takipçisiymiş. Yolcuları, hırsızdan, yankesicilerden korurmuşlar.

 Debrenli Asan’ın kurşunları özel yapılmuş. Dedelerinden kalma çilingir ustalığı ile özel dökülmüş ve böyleleri kimsede yokmuş. Ayrıca o kurşunşarın olağanüstü sesleri varmış. Namlıdan çıkan kurşun değişik çınlar ve arakadşaları hemen onun nerede olduğunu hiç hatasız tesbit ederlermiş. Türküdeki ifade de ‘’at martinini Debreli Asan dağlar inmesin/ Drama mahpuzunda Debreli Asan/ Kara kedi seslensin’’ böyle bir anlam çağrıştırmaktadır.

Asan bir defasında hatalı olarak, İsmet çobanı vurur, öldürür. Askerler de onların peşine düşer, Kara Kedi’yi tutuklar. Drama mahpusuna atarlar. Halk türküsünde onun idam yerini zikrediyor.

 

KARA KEDİ ÇIKTI

 Karaca’dan indi Çındırlı düzüne

Gele gele geldi Valta yerine.

 Oralardan çıktı Beylik düzüne

Zaptiyeler düştü onun peşine…

 

Bu türkünün sözlerini Kara Bulak, Gövren, Çelikli vb. komşu köylerinde de söylenen beyitlere rastlarız:

 

Karaca’dan indim Çındırlı düzüne

Kanım aktı, gitti beyaz bezime

 Ocak etrafında Fatma’m dolanı

O çakır gözleri yaşa bulanır.

 Çıkma Fatma’m çıkma Drama yoluna

Sevdiceğin gitti kurban adına

 

Debrenli Asan ise 1912’de Pletene köyünde yatsı namazına katılır ve orada Bulgar çetecileri camiye kilit vururlar, tüm erkek cemaati yakılır. Köy hanımları kimi öldürülür, kimi can kurtarmak için bayıra-balkana, Anadoluya yollanırlar.

Asancık ise (Arnavut Asan) bu uğursuz anda, iki katır ile komşu köyüne bir takım mal taşırmış. Acı haberi köyden kaçan Sabriye gelininden alır. Gelin, kucağında bir buçuk yaşında çocuğu ile çayırlarda ot kümelerinde gizlenmiş ve Asancık’a rastlamış. Üç ay (olay Balkan Savaşları günlerine bağlıdır) ulu ormanda yolsuz yerlerde kendilerini gizleyerek, iki katır ile Çelikli köyüne ulaşırlar. Burada sabriye gelinin babası Asancık’a açık odayı verir ve halk taraında köydeş gibi kabul edilir. Sabriye’nin eşi, kayınpederi, amcaları o akşamı camide hayatlarını yititirler. Küçük, çiftliği andıran bu köyü kimse ne arar ne tarar. Asancık da birkaç yıl barınır ve kimi mal taşır, kimi köylüye yardımlarda bulunur.

Çal tepe denilen Fotan-Dövlen arası, Bizans zamanından kalan yolüstü bir yerdir. Buradan geçen Asan’a Bulgarın biri, yıllarca izlerini arayan, pusu kurar ve onu bıçaklar. Asan sürüklene sürüklene çelikli köyünün Kara çam denilen yerine ulaşır ve düşer. Köpeklerin havlaması halkı yanına getirir. Asan orada canını teslim eder. Halk onu timar eder ve onun yaptığı iyiliklere karşı türkü düzenler:

 

ASAN ASAN

 Asan Asan garip Asan ne yatırsın yol üstüne,

ne yatırsın yol üstüne, ne yatmassın yol altına

 Ne yatmayın yol üstüne, on yedi yerde yaralıyım,

On yedi yerde yaraılıyım, on sekize parçalıyım.

 

Arabacı ey taligacı, ol sen bana bir kiracı

Bindir beni taligaya aşır beni İstanbul’a.

 

İstanbul’a baş doktora bulsun benim çareyimi

Asan Asan garip Asan, senin çaren kara yerde

 

Döşeğin olsun kara toprak, yastığın olsun mezar taşı,

Örtün olsun dürüst tahta, arkadaşın dokuz melek.

 Aslında Asancık kendini gizlemek için ismini ‘’Arnavut’’ bildirmiştir. Lakabı ile bilinen bu köyde toprağa verilmiştir. Olay 1930’lu yıllarında olur ve halk, onu ebediyete kavuşturmak için türküyü düzenler. O Debrenli Asan’ın öz arkadaşı ve habercisiymiş. Debrenli Asan’ın halinden çok az insan haberdarmış. Kimine göre onu da ‘’pataklarlar’’ kimine göre de ‘’kaybolur gider’’. Oysa Pleten köy camisinde sonu gelir. 

 Bu iki Asanlar halkın ileri gidenleri ve yolsuzluklardan korumacılıarıdır. O yıllarda hayduklar, yankesiciler, hele yeni Bulgar çetecileri dağ ve ormanları, köy ve çiftlikleri anakat ederlermiş. Günümüze dek miras kalan Debrenli Asan’ın türküleri ve onların versiyonlarıdır.

 

DEBRELİ ASAN 

(Karabulak Köyü Versiyonu)

 

Kaval kediğinde Debreli Asan, pusu kuruldu

Pusunun içinde Debreli Asan, Kara kedi vuruldu

At martinini Debreli Asan, dağlar inlesin 

Dağlar inlemeden Debreli Asan, yârin dinlesin

Mezar taşlarını Debreli Asan, koyun mu sandın 

O garip çobanı öldürmek Asan, oyun mu sandın

Drama Köprüsünü Debreli Asan, gece mi geçtin 

Kurşun paresini Debreli Asan, şinikla ölçtün

Drama’nın Köprüsü Debreli Asan, seksen direkli

Siz üç kardeşsiniz Debreli Asan, sensin aslan yürekli.

 

AT MARTİNİ

(Küçük Köy, Fotan ve Çelikli Köyleri Versiyonu)

At martinini bre Debrenli Asan karşıki dağlara

Martin de kurşunsuz işlemez Asan mor çuha şalvara

Çak martinini bre Debrenli Asan dağlar innesin,

Drama mapuzunda Debrenli Asan Kara Kedi seslensin

Drama yolları bre Debrenli Asan engin mi sandın 

Şu fakir İsmeti Debrebli Asan zengin mi sandın 

Mezar taşını bre Debrenli Asan koyun mu sandın

Adam öldürmeyi Debrenli Asan oyun mu sandın

Kurşunun sesi bre Debrenli Asan çınladı öttü 

O kafir adamlar Debrenli Asan peşine düştü

Daha nice nice Asan’lar, Mehmet’ler, Bilal’ler vb. bu yörenin halkına kanat germiş, ağır zamanlarda dayan destek olmuştur. 

Rodop ve Batı Trakya halkının geçim koşulları dikkate alınmaksızın düzenlenen hudut çizgileri, insanlarımızın bir çok hususlarda elini kolunu bağlar. Haksızlıklara karşı bu yörede Osmanlı döneminde de cesur, halktan insanlar çıkmıştır. Tokatçıklı Süleyman, Mehmet Sinap, Salih Ağa vb. tarihe mal olmuşlardır. Asancık, Debrenli Asan, Kara Kedi ve Kara Bilal vb. Türkülerin, efsanelerin kahramanlarıdır. Böylece onlar halkın belleğinde, folklorunda ölümsüzlüğe kavuşmuşlardır.

 

Not: Bu türkülerin, Pomaklar arasında da Türkçe söylenmesi 1912’den sonra yasaklanmıştır. Orta ve Batı Rodop halkının bazı köyleri karışıktır. Bu köylerde eskiden Türk ve Pomaklar beraber yaşamışlardır. Bu gerçeği, o yıllarda bakan olan Atanas Burov da gezi notlarında kayda almıştır. Örneğin; Selçe köyünden 1920li yıllarda geçerken, 84 Türk sülalesinden söz ediyor ve bir köydeşi tercüman olarak yanında bulunduruyor.. Şu an aynı köy Pomak köyü sayılır ve orada da 1930lu yıllarda Türkçe yasaklanır. Türkçenin türküsü de anısı da böylece Bulgarlaşır.  

 

Emel Balıkçı Şakir