İlhami Emin Üsküp deyince ilk akla gelen isimlerden. Üsküp’ün sembolü olan Taş Köprüden yola çıkarak bir soru ile başlayalım. Üsküp’te köprünün ayırdığı kültürler, edebiyatta birleşebiliyorlar mı? Yoksa edebiyat da bir başka ayrılık noktası mı?

600 yıldır Üsküp’ün Taş Köprüsü üzerinden geçen farklı ordularla devlet düzenlerinin tüm çabalarına karşın, farklı kültürler hala ayakta. İlginçtir ki, köprüyü Türk tarih ve kültür kökünden koparmaya çalışanlara karşı gür sesini Ermeni asıllı sanat tarihçisi Kosta Balaban duyurmuştur. Demek oluyor ki, gerçek bilim adamı köprülerin birleştirici ruhunu tüm fırtınalara karşı koruyabilir. Ne yazık ki bölücülük bugün dünden de daha saldırgan olmaya başlamıştır.

Sözümüz Taş Köprü’deyken, onun ipince, estetik süsü olan Burmalı Camii 1924 yılında şöven Sırplarca yıkılmıştır. Anavatanımız Türkiye konuyu ele almalı, diye düşünüyorum.

Makedonya’daki -Makedon, Arnavut ve Türk- etnik gruplardan hangisine mensup olan gençler, edebiyata daha yatkın ve ilgililer?

Makedon, Arnavut, Türk, Boşnak, Ulah, v.b. gençler, farksız olarak, edebiyata çok yatkın. Ne ki edebiyat, kitap, hatta kültür veya sanat sözcüklerinden uzak düşen sözde “liderler”in çoğu, kendi kişisel, parti, cemaat, dost, akraba çıkarlarından gene de manevi değerleri görmezden gelerek gençleri edebiyattan,kitaptan, hatta kültür ile sanattan uzaklaştırmaya yelteniyorlar.

Sizce, Balkanların en büyük okur kitlesi hangi ülkededir?

Sanırım, maddi açıdan katolik Avrupa’nın en çok destekledikleri ve bu yüzden kendilerini Balkanlı hissetmeyen Hırvatlar ile Slovenler kitaba en yakın.

Makedonya’da Türklerinin okulda aldığı Türkçe eğitim, edebiyat alanında çalışma yapabilmeleri için yeterli mi?

Bu hususta belki diğer Balkan ülkelerinde yaşayan Türklerden durumumuz daha olumludur. Ancak, mütevazi fikrime göre, Türk öğretmenlerimizin çoğu, kendilerini hala parti ve cemaatlere adamış olduklarından dolayı, küçüklerimize Makedonya, Türkiye ile Türk Dünyası edebiyatlarına gerekli bilgilerini veremezler.

Yugoslavya dönemindeki Türklerin, Balkan edebiyatına ilgi ve katkıları çok fazlaydı. Yeni jenerasyonda aynı ilgi ve katkı var mı?

Makedonya’da, biz yaşlılar, Tito Yugoslavya’sı özlemini yaşıyoruz. Veriler hayli kabarık. Örneğin, Üsküp Türk Tiyatrosu, Türkiye dışında kurulan yegane profesyonel Türk Tiyatrosuydu, ve, sanırım, hala bu olağanüstü konumunu korumaktadır. Tek partili düzenden önemli bir miras olan Üsküp Türk Tiyatrosu, Saraybosna’da, Uluslararası Deneyler Tiyatro Festivalinde en iyi temsil ödülüne layık görülerek, aktör Firdevs Nebi dönemin ünlü Sırp aktörü Lyuba Tadiç’le Yugoslavya’da yılın ektörü ödülünü paylaşmış oldu.

Balkanlarda, Türkiye’de, Azerbeycan’da adı duyulan Makedonya Türk yazarı Necati Zekeriya Yugoslavya’nın en görkemli “Zmay” çocuk edebiyatı ödülüne layık görülmüştü.

Belgrad, Sofya, Saraybosna, v.b. merkezlerinde oryantalist fakülteleri açılmışken, Balkanlarda ilk Türk dili ve edebiyatı kürsüsü Üsküp’te açıldı.

Acayiptir ki biz Makedonya Türkleri, tek partili Yugoslavya döneminde bir biçim milli, dini, eğitim, kültür,sanat özerkliğine sahipken, sözde demokratik, bağımsız Makedonya Cumhuriyeti’nde özgürlükleri ile genel hakları kısıtlanmış üçüncü derece vatandaşlara indirgenmiş olan biz Makedonya Türkleri, Tito döneminde Türkçe çıkan “Birlik” gazetesi, “Sesler” edebiyat dergisi, “Sevinç” ile “ Tomurcuk” çocuk dergileri, söz konusu gazete ve dergilerin kitap dizilerimize son verilmiş oldu.

Uluslararası Struga Şiir Şöleninde “Altın Çelenk” ödülüne layık görülen Fazıl Hüsnü Dağlarca günlük “Nova Makedonya” (Yeni Makedonya) gazetesine verdiği demeçte “Türkiye dışında yaşayan en mutlu Türkler Makedonya’da yaşar” demiştir. Büyük devlet adamı olduğu kadar, iyi bir şair de olan Bülent Ecevit, “Türk edebiyatı” dergisinde “Türkiye dışında Türkiye türkçesiyle en iyi şiir Makedonya’da yazılır”, dedi.

Tito Yugoslavyası döneminde Makedonya Meclis Başkan vekillerinden biri, Makedonya Başbakan yardımcılarından biri, Üsküp belediyelerinden birinin başkanı, federal adalet bakanı, Gana’da Büyükelçimiz, Türk’tü. Bugün Makedonya’da tek bir köy belediyesi başkanıyla teselli bulmak zorundayız. Dolayısıyla, Makedonya’da biz Türklerin genel olarak üçüncü derece vatandaş haline düşmüş olduk. Bunun ağır bedelini yeni kuşaklarımız özellikle ödemek zorunda.

Makedonya Türkleri, kitap ve dergilere kolay ulaşabiliyor mu?

Yugoslavya döneminde Türkiye’de çıkan kitap ve belirgin dergi ile gazeteler, Makedonya Türk aydınlarına, Türk okullarına ulaşıyordu. Posta ücretlerinin artmasından mı neden, bugün elimize tek tük detrgi ulaşır iken, Türkiye gazetelerini adeta görmüyoruz. Şükürler olsun, TİKA ve kimi Türkiye vakıfları sayesinde arada bir, Türk okullarımıza olsun kitap ulaşıyor.

Türkiye’de basın özgürlüğünün durumu hepimizin malumudur. Peki, Makedonya’da durum nasıl? Türk dili, eğitim ve basın – yayın hayatında yeterli özgürlük var mı?

Türkiye’nin her en küçük olumlu çıkışı dahi bizleri mutlu kılarken, ana vatandan sızan her olumsuz habere üzülüyoruz. Makedonya’daki basın-yayın durumumuza gelince, bazı olumlu kıpırdamalar bir yana, örneğin, Makedonya’da yegane Üsküp Türk Televizyon Programı sadece hükümetle koalisyonda bulunan partililere açık. Son zamanlarda, Yeni Balkan gazetesi, Köprü dergisi çevrelerinde genç kalemlerimiz kucaklanılmaya başlamışken, biz eskilerle yaşayanlar bu gibi kıpırdamaları büyük sevinçle karşılıyoruz.

Yahya Kemal, Üsküp için; “Şar dağında devamıydı Bursa’nın…” diyor. Bugün hala aynı devamlılığı görebiliyor musunuz?

Üsküp’ün kutsal Gazi Baba bayırı 1963 depreminden sonra can çekişmeyi atlatarak, türbesinin yeniden onarılmasıyla tarihimiz ile maneviyatimize yeniden kazandırılmıştır. Salt Üsküp’te değil, bütün Makedonya’da, büyük göçlerden sonra bir avuç denecek kadar az kalan bizim direnişimize umut veren resmi Makedon Devlet tarihinde Osmanlı tarihine karşı değişmekte olan görüş tavırları olsa gerekir. Bunun en yeni olumlu belirtisini siz muhtemel okurlarımla paylaşmasını uygun buluyorum.

Makedonya’nın Milli Tarih Enstitüsü Müdürü prof. Dr. Dragi Georgiev’in ifadesine göre “Eğer Makedonya Osmanlı dışında bir komşunun egemenliği altına düşmüş olsaydı, bugün Makedonya ulusu ve Makedon dili var olmazdı”.

“Skopje 2014” projesi üzerinden Helen-Romanesk heykel ve binalar ile medeniyet inşası fikri Üsküp’ü mimari ve şehir estetiği anlamında nasıl etkiliyor?

Son yıllarda Üsküp’ün mimari ve şehir estetiği, bir biçim megaloman estetiği cılız, hatta aşırı kıt heykel ile anıt saldırısına uğratılmıştır. Bu gibi olumsuz bir eğilim değerli Makedon asıllı mimarlarınca da yadırganmakta. Biz Türkleri bu yolda ayrıca üzen evrensel bir tarih ve kültür eseri olan Üsküp Taş Köprümüzün eski açıklığı ile görkemliğini zedeleme çabalarıdır.

“Üsküp, her şeye rağmen hâlâ bizimdir” diyoruz ama sanki bu sadece sözde kalıyor. Üsküp için neler yapmalıyız?

Biz Makedonya Türkleri, Osmanlı-Türk değerleriyle eski manevi ruhunu koruma ve hatta geliştirme gibi büyük bir görevi sadece ana vatanımız Türkiye’nin manevi ve maddi destekleriyle bir yere kadar gerçekleştirebiliriz diye düşünüyorum.

Şiirde ilk hocam olan Makedonya Türk şairi Şükrü Ramo “Vatan birdir, unutma” dedi demesine, ancak, yine de, herşeyden önce anavatanımız Türkiye, sağolsun diyorum.


İlhami Emin

İlhami Emin (Radoviş, 1931)

Makedonya’nın Radoviş kasabasında doğdu. İlk ve orta öğrenimini doğum yerinde, iktisat meslek lisesini ve Pedagoji Akademisini Üsküp’te tamamladı. Üsküp’te, “Tefeyyüz” Türk ilkokulunda öğretmenlik yaptı. Sonra “Nova Makedoniya” gazetesinde gazeteciliğe başladı. Ardından “Birlik” gazetesi’ne geçti. İlk sayısı 1965 yayınlanan “Sesler” Aylık Toplum Sanat Dergisi’nin ilk sorumlu yazarı oldu. Üsküp Radyosu Türkçe Yayınlar Sorumlusu görevine atandı. 1973 yılına kadar bu görevde kaldı. Görevinin ilk yıllarında Türkçe radyo yayıncılığının ilerletilmesine katkıda bulundu. 1978’de Üsküp Halklar Tiyatrosu Genel Müdürlüğü’ne seçildi. Görev süresi biter bitmez Makedonya Kültür Bakanlığı bünyesine alındı ve kültür bakanının yardımcılarından biri oldu. Emekli oluncaya kadar da bu görevde kaldı.

Edebiyata şiirle girdi. Önce Makedonca yazdı. İlk iki şiir kitabı da Makedonca yayımlandı. (Bu kitaplardan biri 1955 yılında “Jivotot pee i plaçe”- Şarkı Söyleyen ve Ağlayan Hayat-, öteki de “Denonokiya”-Günlügeceli- adıyla 1957’de basından çıktı).

İlk Türkçe şiirleri, diğer Makedonya Türk yazarlarının eserlerinin de yayınlandığı “Yürü Aydınlığa” kitabında yer aldı. (“Birlik”, Üsküp 1951), “Taş Ötesi” (“Kultura” Yayınevi, Üsküp 1965) ve “Gülçiçekhane” (“Kultura” Yayınevi, Üsküp 1974) şiir kitaplarındaki şiirler ise Türkçe Makedonca olarak yayımlandı. Türkçe ve makedonca yayımlanan daha önemli şiir kitapları: “Ay Kedisiz Saray” (“Detska Radost” Yayınları, Üsküp 1964), “Kırk Dost” (“Detska Radost” Yayınları, Üsküp 1965), “Güneşli şiirler” (“Detska Radost” Yayınları, Üsküp 1966), “Gülkılıç” (“Habora” Yayınları, İstanbul 1971), “Gülçiçek” (“Birlik” Yayınları, Üsküp 1972), “Şiirli Alfabe” (“Birlik” Yayınları, Üsküp 1974), “Gülev” (“Birlik” Yayınlan, Üsküp 1980), “Yörükçe” (“Birlik” Yayınlan, Üsküp 1984), “Rozarium” (“Gülistan”, makledonca, Üsküp, 1985), “Güldin” (“Birlik” yayınları, Üsküp 1993, ve “Gülyol” (2003, türkçe ve makedonca). “Güldeste” (“Birlik” Yayýnları, Üsküp 1991) şiir kitabı aslında Türkçe yayımlanan kitaplarından yapılmış bir seçkidir.

Edebiyatın diğer türlerinde de eser verdi. Tiyatro yapıtları başarılı oldu. “Yabancılar” tiyatro oyunu 1969 yılında Üsküp Halklar Tiyatrosu Türk Dramı tarafından sahnelendi. Aynı yıl televizyona uyarlandı ve Üsküp Televizyonu’nun programına alınıp yayınlandı. “Nasrettin” adlı eseri 1971 yılında, yine Üsküp Halklar Tiyatrosu Türk Dramı sanatçılarınca sahnede canlandırıldı ve “Sesler” dergisi’nde yayımlandı. Başarılı bir film eleştirmeni de olan İlhami Emin’in Türkçe’den Makedonca’ya yaptığı birçok çevirisi de vardır.

Nazım Hikmet’in “Şiirleri”, Yesevi, Yunus ile Mevlana’dan seçme şiirlerini, Yaşar Kemal’in “Binboğalar destanı” ile Orhan Pamuk’un “Beyaz kale” ve “Benim adım kırmızı” romanlarını makedoncaya kazandırdı. Evliya Çelebi’nin “Seyahatname”sinden Makedonya’ya ait bölümleri uyarlayıp makedoncaya çevirdi. Fuat Köprülü’nün “Osmanlı imparatorluğunun kuruluşu” adlı eserini Makedonya’da tarihseverlere armağan etti. “Gülkaya” adlı şiirleri Türkçe-Makedonca olarak yayımlandı.

Aşkabat’ta düzenlenen Uluslararası Türk Şiiri şöleninde kendisine “Büyük Bayrak” ödülü verildi. Bunun yanısıra Makedonya Yazarlar Birliği’nin “Edebi asa” ödülünü kazanan yegane Makedonya Türk şairidir. Uzun yıllar Tito’nun Türkçe tercümanlığını da yapmıştır.