İsmail Cambazov Bulgaristan Türklüğünün bayrak isimlerinden biri. Beşiğim ve Eşiğim kitabını okuduğum günden beri kendisiyle tanışmak istiyordum ve bunun için Sofya’ya gitmeyi bile göze almıştım. 90 yılı aşkın ömrüne neler sığdırmamış ki? Bulgaristan Türkleri için kilometre taşı diyeceğimiz bir çok hadisenin başrolünde onu görüyoruz. Sofya Üniversitesinden mezun olan ilk Türk öğrenci olması mesela. Sofya’da açılan İslam Enstitüsü’nün ilk rektörü olması bunlardan bir kaçı. Hukukçu olmasına rağmen ömrünü gazeteciliğe adamış ve sürekli üretmiş. Kendisiyle röportaj yapma fırsatını geçtiğimiz günlerde gerçekleşen 1989 Bulgaristan Zorunlu Göçü’nü anma programında yakaladım. Selahattin Aydın ağabeyin de araya girmesiyle röportaj sözünü kaptım. İlerleyen yaşına rağmen çağdaşlarından çok daha dinç ve aktif. Bana kalırsa en çok da zihni dinç. Bana: ”65 yılımı gazeteceliğe verdim, bazen çok uğraşırsın ama olmaz” dediğinde acaba röportaj işi başka bahara mı kaldı diye düşünsem de, sağ olsun günün sonunda bana zamanını ayırdı ve söyleşimi tamamladım.

Yapılan bir araştırmaya göre Bulgaristan’da bu sene 60 bin çocuk okula başlamış. Bu 60 bin çocuğun yalnızca 28 bininin Bulgar kökenli olduğu belirtiliyor. Bu durumu nasıl yorumluyorsunuz ?

Evet Romanlar biz Türkleri de nüfus olarak geçtiler. Fakat o durum aslında şöyle. Hadiseyi ben bir kaç yerde anlattım ve beni çok etkiledi. Milli Eğitim Bakanı ders yılını açarken televizyonda bir kutlama konuşması yaptı. Dedi ki: 70 bin Bulgar çocuğu okula başlıyor. Bunların içinde %25-30’unun ana dili Bulgarca değil. Ertesi gün eskiden bakan yardımcılığı yapmış bir profesör yanlış malumat veriyorsunuz, sizi aldatmışlar dedi. Bugün, Bulgaristanda 40.000 çocuk ilkokula başladı bunların içinde %53’ünün ana dili Bulgarca değil. Şimdi Bulgarlar çok büyük bir telaşta çünkü gittikçe azalıyorlar, eriyorlar. Bu yüzden azınlıkları bastırıyorlar. Hele de Pomakları… Çingeneleri ne Bulgarlar kabul ediyor ne de Türkler. Ama Pomakları Bulgarlar kabul ediyorlar onlar Bulgardır diye. Bir yarım milyon kadar müslüman Pomak var. Bizden daha fazla Türk daha fazla müslüman onlar. Bulgarlar bu tehlikeyi nasıl önleyebilecekler? Sık sık gazetelerde gençleri daha fazla çocuk yapmaya özendirici haberler yapıyorlar. Devlet de teşvik ediyor. İyi ama buradaki çocuklar bir sanat/diploma aldığı an Bulgar okullarından kaçıyorlar. Bulgaristan’dan Avrupa’ya göç etmiş yaklaşık 2 milyon genç mevcut. Bu bir felaket! Çok milliyetçi bir akademisyen var (Markov). Bir makalesini okudum. Yaklaşık olarak şöyle diyor; 50 sene sonra Bulgaristan’da Bulgarlar azınlıkta kalacaktır. Halbuki Bulgarlarda akıl olmuş olsaydı, bütün insanlık tarihinin ayrı ayrı etnik gruplardan meydana geldiğini görürlerdi. Osmanlı nerede kaldı? Yok Osmanlı. Şu an Osmanlı ile alıp veremediğimiz bir şey olamaz mesela.

 

50 yıl içerisinde Bulgarlar olmayacaksa Bulgaristan’ı kim domine edecek? Çingeneler mi?

Ben Bulgarlarla konuşuyorum. Diyorlar ki; Türkiye Bulgaristan’ı işgal edecek; yeniden Türk esareti altına düşeceğiz. Ben de onlara diyorum ki; Türkiye neden çıplak, fakir, tembel Bulgaristan’ı işgal etsin? Neyi var ki? İnsanı yok. Madeni mi var, Stratejik bir durumu mu var? Diyorum ki; Yarın Bulgaristan, Türkler tarafından değil; bilakis Çingeneler tarafından işgal edilecek. Hatta Bulgarlar arasında çok yaygın bir fıkra vardır: İsim değiştirme kampanyası sırasında, Çingenelerin ve Türklerin isimlerini değiştiriyorlar. Bir okulda 3 tane Ivan var. Tarih hocası 3’ünü kaldırıyor biri Bulgar biri Türk diğeri de Çingene. Üçüne de bir soru soruyor, üçü de bilemiyor. Ertesi gün yokluyor aileleri nasıl tepki vermişler diye. Bulgar olan Ivan’a soruyor. Babam kızdı ama geçiştirdik meseleyi diyor. Türk olan Ivan’a soruyor. Babam 2 tokat attı, ayıp sen Türksün nasıl olur da tarihini bilmezsin dedi diyor. Ama Çingene hüngür hüngür ağlıyor. Ne oldu be Ivan? Abe ne olacak ?! Bulgarlar yok olmaya mahkum, Türkler anavatanlarına gidiyorlar. E sen kalıyorsun bu memleketi idare edecek. Sen tarihini bilmezsen nasıl idare edeceksin ? Bulgaristan’da perspektif artık çingene memleketi şeklinde.

 

Avrupa Birliğine bağlı bir Roman devleti?

O kadar da olmaz herhalde (gülüyor). İzin vermez Avrupalılar.

 

Bulgaristan bir Çingene Devleti olma yolunda ilerliyor ama?

Evet perspektif o şekilde. Bir 50 sene içinde değilse bile 100 sene içerisinde olacak gibi duruyor. 30 sene önce İstanbul’a Yüksek İslam Enstitütüsü’nden öğrenciler getirdim. Gazeteler resimlerimizi çektiler falan. Ertesi gün bir telefon:  Ben filanca yüksek hakim sizinle tanışmak istiyorum. Yapma etme çok meşgulüm dedim ama 3 defa arayınca en son kabul ettim. Dedi ki: Bir ricam var sizden. Osmanlı İmparatorluğu Söğütte kurulmamıştır. Edirne’den başlayarak Rumeli’de kurulmuştur. Eğer bu işler böyle giderse Türkiye Kürdistan olacak. Ben bunu Celal Bayar’a, Adnan Menderes’e hatta İsmet İnönü’ye söyledim. Laf geçiremedim bunlara. Ben bu işi anladığımda 3 milyon Kürt vardı. Kulak asmadılar, bugün 10 milyon kürt var. 20-30 sene içerisinde 20 milyon olacak dedi. Bizdeki Çingeneler meselesi de bu durumun aynısıdır. O yüzden perspektif Bulgaristan’ın Çingene Devleti olacağı şeklindedir.

 

Rumeli Türklüğü diye bir şey var. Bir de Balkanlardaki Türklük = Müslümanlık…

İlmi açıdan etnik ile din farklı şeylerdir tabî. Ama halkın bilincinde İslamiyet Türk dinidir. İslam Tarihini incelersen göreceksin ki Sahabe-i Kirâm’dan hele ki Emeviler’den sonra İslamiyet Türklerin eline geçiyor. O zamandan beri müslümanlığı Araplar değil Türkler temsil ediyor. O yüzden halk, hele ki hristiyanlar İslamiyeti bugün türk dini olarak algılıyorlar. Mesela laik Türk Cumhuriyetini, müslüman Türk Cumhuriyeti olarak algılıyorlar. Mesele bu. Tabî halk başkadır din başkadır. Din Allah’ındır; halk ise sen ben…

 

Bulgaristan’daki Medresetü’n Nüvvabları günümüzün imamhatip liseleri ile kıyaslayabilir miyiz yoksa bu okullar bundan çok daha büyük bir misyona mı sahipti ? Yani Medresetü’n Nüvvab Bulgaristan’daki azınlığın kimliğini korumayı mı yoksa din ilimlerini öğretmeyi mi önceliyordu ? Bu okulların kuruluş amacı olarak milli duygular mı dini duygular mı ön plandaydı ?

Şimdi Nüvvab hadisesi dikkatli okursanız başka bir meseledir. O ne bugünkü Türkiye’deki İmam Hatip Okullarıdır ne de bugünkü Bulgaristan’daki İmam Hatipler gibidir. Nüvvab hadisesi bir külliyedir. O zaman benim çocukluğumda Bulgaristan’da en yüksek okul rüştiye dediğimiz 7 veya 8. sınıf idi. Ondan sonra Türkler için okul yoktu. Bulgar okulları da Türkleri kabul etmiyordu. Nüvvab okulu evvela dini bir okul olarak, halkın dini bilgisini arttırmaya yönelik olarak açıldı. Fakat ihtiyaca mebnî Nüvvab Okulu bir pedagoji, öğretmen okulu oldu. Ondan sonra Nüvvablar gerçekten ilk tüzüğünde olduğu gibi müftü yetiştiren bir okul oldu. 4-5 tane meslek veriyor talebelerine. Bugünkü İmam Hatip Okulları lisedir, hele bizim Bulgaristandakiler üniversite seviyesindedir. Onun için bugünkü imam hatiplerle mukayese etmemek gerekir.

 

Bulgar Komünist Partisi’nin yapmış olduğu ihtilal sonrası Medresetü’n Nüvvab’tan Nazım Hikmet Türk Lisesi’ne olan süreçte Bulgaristan’daki azınlıkların dini ve milli durumunu nasıl açıklarsınız ?

Esasımız ikidir: Müslümanlık ve Türklük. Zaten Komünizmin faydası bize bu oldu. Komünizm bastırdıkça biz Türklüğü ve Müslümanlığı bir kalkan olarak kullandık. İnsanlar camiye gitsin, gitmesin ama Allah var. O da olmazsa bizi bunlardan kim koruyacak? Ateisti de Allah’a inanıyordu (gülüyor). 

 

O dönemde Balkanlarda bir Komünizm rüzgarı var. Romanya’da Çavuşesku var, Yugoslavya’da Mareşal Tito. Rusya’da zaten Sovyetler Birliği var. Bulgaristan Komünizmini bunlardan ayırabilir miyiz?

Evet. Bulgaristan Sovyetler Birliğine, Stalin diktatörlüğüne %100 falan değil %500 bağlıydı. Macaristan, Polonya, Yugoslavya, Romanya çok daha demokratikti. Romanya sosyalist ama gözü Paris’deydi. Bu ülkeler içerisinde Bulgaristan kadar sıkı ve sert Sovyet sosyalizmini uygulayan olmadı. Bu sebeple biz iki esaret altında bulunuyorduk. Birincisi bulgar esareti, diğeri de Bolşevik esareti altında… Sofya’ya gelirseniz gösteririm. Bir kesik baş hikayesi vardır. Bulgarlar Rusların yardımı ile Türkiye’den ayrılıyorlar. Ama Osmanlı ayaklanmalarının başı Stefan Stambulov’un yarık başlı anıtında şöyle yazar: “Ruslar bizi Osmanlı esaretinden kurtardı ama bizi Rus esaretinden kim kurtaracak?” Gerçekten Sultan Hamid zamanında yaşamış Bulgarlarla tanışmışlığım vardı, hepsi pişmandır.

Bugün Bulgaristan’ın hamisi kimdir, Rusya mı ?

Amerika’dır. Hepimiz Amerikan olduk. Rusya’nın adı anılmıyor. Hatta şimdi Rusya casus grubu keşfettiler, ne kadar doğru bilmeyiz. Ama halkı Rusya’ya karşı ayaklandırıyorlar. Amerika ile yatıyoruz, Amerika ile kalkıyoruz.

 

Peki bu ekonomik manada mı sosyo kültürel manada mı?

Ekonomik bağlantı da var. Bütün sosyalist ülkeler gibi ekonomik açıdan geri kalmış bir memlekettir Bulgaristan. Şimdi Amerikan-Avrupa sermayesi girdi. Kendi yerli sermayesini körelttiler.

 

Almanya burada nerede?

Avrupa devletleri içerisinde Almanya birinci sırada. Almanlar’ı Bulgarlar eskiden beri sever. Benim çocukluğumda Fransızca modaydı. Hepimiz kültür dili diye öğreniyorduk. Şimdi Fransızca kalmadı. Küçük milletler illa bir büyüğe tabî olmak zorunda. Bulgarlar bakıldığında 523 sene Osmanlı, 140 sene Rusya hakimiyeti altında yer aldı. Şimdi ise Amerika… Arada Almanlar da 5-6 sene girdiler Bulgaristan’a ama şimdi hakim olan güç Amerikadır.

 

Peki Ortodoks Slav kardeşliği ne durumda?

Papa iki defa geldi bize ama Bulgaristan’da az sayıda Katolik, çok az da Protestan vardır. Ekseriyet Ortodokstur. Slav kardeşliği etnik köken meselesidir. Bunun anahtarı Bulgarlarda bulunuyor. Slav alfabesini iki kardeş yapıyor ve bütün bu Ortodoks Slav memleketleri bu alfabeyi kullanıyor. Mesela bütün Rusya, Sırbistan ve Makedonya’da bu alfabe kullanılıyor. 

 

Bulgaristan Türklerinin Yunanistan Türkleri ile münasebeti nasıl?

Düne kadar münasebetimiz yoktu. Soğuk savaş döneminde, devlet, hükümet ve sistem olarak birbirimize düşmandık; Yunanistan’a gidip gelmek yoktu.

 

E Rodopların arka tarafında onlar da?

Çünkü onlar Kapitalist-Emperyalist. Sosyalizm düşmanı. E biz de düşmanıyız. Fakat ben Rodoplardan Kırcaali köylerinden rahmetli babamdan işitiyordum. Onlar Kırcaaliye, Hasköy’e pazara gideceklerine Gümülcine’ye giderlermiş pazara. Gümülcine ovasında çiftlikler varmış. O bağlar kesildi. Geçen sene Ramazan’da bir iftar verildi. İlk defa ömrümde o zaman vardım Gümülcine’ye. Ama şimdi Mestan’da Yunanistan sınırında olan Türkler de Bulgarlar da Gümülcine’de pazarlık görüyorlar. Çünkü daha kaliteli ve daha ucuz. Şimdi Filibe’den aşağısı Edirne’den alışveriş yapıyor. Benim Sofya’dan dostlarım var her haftasonu Edirne’ye gidip arabalarını dolduruyorlar. Çünkü daha ucuz ve kaliteli. Artık ziyaretler açıldı. Ama bugün Bulgaristan Türkleri için Türkiye daha ehvendir.

 

Bulgaristan Türklerinin Balkan müslümanlarıyla örneğin Arnavutlarla, Boşnaklarla araları nasıl?

Öyle bir kaleme gelecek kadar ilişkisi yok. Benim Bosna’dan, Kosova’dan, Makedonya’dan çok dostlarım var. Onlarla çeşitli Uluslararası Sempozyumlarda karşılaşıyoruz. Ama millet olarak Kosova nerededir diye sorsak bilmezler. En fazla Makedonya Üsküp’e kadar bilir, Ohrid’i bilmezler mesela.

 

Tatil yapmak için bile düşünülmüyor mu?

Turistik açıdan Bulgarı da Türkü de Yunanistan ve Türkiye’den şaşmaz. Hatta şu an ikisi bir yarış içinde. Hangisi daha iyi koşullar teklif ediyorsa turistlere oralara gidiyorlar. 

 

Türklerin nüfusu ne kadar?

Bence 1 milyonun üzerinde.

 

Resmi olarak peki?

Resmi olarak her sayımda Türkler 100-150 bin azalıyor. Neden? 1911 yılında yapılan nüfus sayımında 820 bin kadardır. Ondan sonra 10 sene sonra yapıldı indik 600 bine. Son yapılan sayımda indik 430 bin kadar. Gelecek sene yapılacak nüfus sayımında göreceksiniz ki 300 bin küsüre ineceğiz. Ama 1 milyon varız. Hele de Pomaklarla müslümanlık babından 1.5 milyon müslüman var Bulgaristan’da.

 

Türkiye’nin TİKA ve Yunus Emre Enstitüsü gibi kurumları dünyanın pek çok yerinde varken neden Bulgaristan’da yok?

Bulgaristan’da din eğitimi sahasında başladım çalışmaya. İlk olarak İslam Enstitüsü kuruldu. Oranın ilk rektörlüğünü yaptım. Üç tane de imamhatip okulumuz vardı. O zamanlarda Türkiye fakir sayılabilirdi, hem de bize çok sahip çıkmak istemediler. Bunlar Komünist bozuntusu falan diye. Ondan sonra Türkiye anladı ki biz burada samimiyiz, Diyanet İşleri Başkanlığı dini eğitim masraflarını üzerine aldı. İlk olarak ben Diyanet İşleri kadrosundan Bulgaristan’a hem imamhatip okullarına hem de Yüksek İslam Enstitüsüne hoca getirdim. O bakımdan Türkiye yardım ediyor. Ama koşulları var, şahsen ben memnun değilim. Bunu da Diyanet İşleri başkanına söylüyorum böyle böyle yapılmalı diye. 1909 İstanbul protokolünde müftüler babında ayrıca bir madde vardır. Bulgar devleti Bulgaristan’daki müslümanların dini hayatı için gereken harcamaları üzerine alıyor. Bulgarlar bunu hiçbir zaman icra etmediler, biz kendi yağımızla kavrulmaya çalıştık. İyi ama şimdi Türkiye bunu üzerine alınca hoca, imam göndermeye başlayınca Bulgarların çarığına bastı. Bulgarlar Türk başmüftülük sistemini aldı ve artık maaşları onlar veriyor. Düne kadar maaşlar Türkiye’den geliyordu ama artık Bulgaristan’dan alıyorlar. Gelişmeler var. Geçen sene büyük skandal yaptık. Kırklareli’nde bir mitinginde yeni dinler yasasında şöyle maddeler koydurduk gibi. Ne demek bu, bunlar bizim iç işlerimize karışıyorlar diyerek Bulgarlar ayaklandı neticesinde. 

 

Peki Pomaklarla Türklerin arası nasıl?

Komünizmde kardeştik. Ben sık sık onlara konuşmaya giderim. Hep Türkçe ile başlarım. Ey kan ve din kardeşlerim. Çünkü Türk olarak görüyorum onları. Ama Bulgarlar, Pomaklarla Türklerin arasını açıyorlar. Artık bir mesafe var diyebilirim. Her şeye rağmen Pomaklar Bulgarlardan ziyade Türklere daha çok yakındırlar.

Bir talebem Sofya’ya yanıma geldi buldu beni. Kızımı Türkiye’ye imamhatip okuluna göndermek istiyorum ama yolunu bilmiyorum. Türkiye’ye niye göndereceksin Mastan’da vardır okulumuz. Olmaz ben oraya göndermek istiyorum hem Türkçeyi öğrensin hem de Türklüğü öğrensin. Yani bize daha yakınlar.

Bulgaristan’da şimdi yeni bir Pomak topluluğu oluşuyor. Eskiden gücenirlerdi. Şimdi açık olarak Bulgar değilim Pomakım diyorlar. Başmüftü bizde Pomaktır, yardımcıları Pomaktır.

 

Kız alıp vermeler oluyor mu?

Veriyorlar. Eskiden Sünniler Alevilerden kız almazlar, Pomaklardan alırlardı. Şimdi yeni nesil bakmıyor o tarz şeylere. Çok fazla Pomak gelin vardır Türklerden. Karıştık artık.

 

Bulgaristan’daki Türk Edebiyatının durumu nasıl?

Bulgaristan’da Osmanlı zamanından itibaren yerli Türk Edebiyatı vardı. Geçenlerde Türkiye’den bir yayınevi geldi. O yayınevi Balkan edebiyatı serisine başlamak istiyormuş. Ben onlara bir sürü kitap topladım. Romanlar, öyküler, piyesler ve masallar var. Benim çocukluğumda Bulgarca bilmiyorduk, Bulgarlardan ayrı yaşıyorduk. Türk Edebiyatı gelişmişti. Hatrı sayılır bir Türk Edebiyatı var diyebiliriz. Yeni Işık kitabımda yazarları veriyorum. İlk romancılarımız, öykücülerimiz diye. Komünizmden kaçıp Türkiye’ye gidebilenler güzel işler yaptılar. Mesela Sabri Tata vardır. Sabri Alagöz vardır. Emin Atasoy, Halit Aliosman Dağlı… Sizler ilgilenirseniz bu bağlantı hiçbir zaman kopmaz.

 

Peki dergiler?

Bildiğim kadarıyla, güncel yayın yapan Türkçe Edebiyat dergisi yoktur. Mozaik ve Alev dergileri vardı. Ama devam edemediler. Herkes istiyor bir şeyler yapılsın ama bunlar için  ekip lazım.

Enes Güler