1- Karagöz Bey Camii

Camiinin tarihinden söz etmeyeceğim. Sadece Mostar’da ilk çektiğim fotoğrafın buraya ait olduğunu söyleyebilirim. Camiye giriş paralı. Ama namaz kılacaksanız parasız. Burada camiye giriş ücretinizi namaz kılarak ödediğinizi de düşünebilirsiniz. Namaz kıldıktan sonra camın dışından sızan ışığın içeri ilk girdiği yere yöneliyorsun. Orada tabloid boyutta dini gazete, üzerindeki rafta Kur’an-ı Kerim ve onun üzerinde de fes duruyor. Fes ve tabloid farklı zamanları ortadaki kadim zamana bağlıyor. Camiinin boynunda görevli kartı olan görevlisi Türk olduğunuzu öğrendikten sonra minareye çıkmayı öneriyor. Yukarıdan Mostar manzarası.  Karagöz soyadlı arkadaşından söz ediyorsun cami görevlisine. O da İstanbul’a yaptığı geziden. Sonra diğer fotoğraflara doğru yürüyorsun.

2- All Gave Some, Some Gave All

 

 

Köprüye doğru ilerlerken bir fotoğraf görüyorsun. Yanında bir yazı. İkisi de duvarda. Herkes bir şeyler verdi, bazılar her şeyini diyor yazıda. İngilizce.  Bosna-Hersek Savaşı’nın şehitlerinden biri duvardaki. Yumruk yemiş gibi oluyorsun. 15 Temmuz şehitleri geliyor aklına. Duvarın önünden ayrılamıyorsun. Aceleyle köprüye doğru ilerleyen turist grubu yanından geçiyor. Diğer yandan kibarca müşteri bekleyen Mostar esnafı. Her şeyini veren kişiye verilebilecek tek şey sanırım hakkı olan onur.

3- Koski Mehmet Paşa Camii

 

 

Mostar Köprüsü’nün en iyi görüneceği manzara olan Koski Mehmet Paşa Camii’ne gidiyorsun. Geçen sonbaharlarda buraya eşinle geldin. Hatırlıyorsun. Manzarayı görmek paralı hale gelmiş. Koski Mehmet Paşa Camii ve köprüyü gören terası 3 Euro, minareden görmek de isterseniz 6 Euro. Fotoğrafını çekeceğiniz tek şey, fiyat tabelası oluyor. Mostar konsolosunun minareden çektiği fotoğraflar geliyor aklınıza.

4- Don’t Forget

 

 

Bu sefer köprünün fotoğrafını çekmemeye niyetlisiniz. Çünkü turist gibi olmak istemiyorsunuz. Sadece Don’t Forget yazısını kadraja alıyorsunuz. Neyi unutmayacağınızı unutmamak için  köprünün yıkılışını gösteren belgeseli izlemek üzere 1 Euro veriyorsunuz.

5- Don’t Forget But Do Forgive Forever

Her yer İngilizce mesajlarla dolu diyorsunuz. Bir restoranın tentesinin üzerinde unutma ama affet gitsin diyen bir yazıyı gördünüz çünkü. Bu yazıyı çekmeye çalışırken otomatik olarak köprü de giriyor kadraja. Ama sen yoksun içinde.

6- Çatıyı Tamir Eden Adamı Kahve İçerek İzleyen Kadın

Kayrak taşlı Mostar çatısını düzelten bir adam görüyorsun. Adam belli ki taşlara yapışmış pislikleri temizliyor. Ufak tamiratları da yapıyor. Taş döşeli yolun karşısındaki duvarda oturan bir bir kadın, Julius Meinl fincanında kahve içiyor. Adamı izliyor. Adam bunu görmüyor. Çünkü işini yapıyor. Kadın gelen gidene selam da veriyor.

 

7- Tito Tişörtleri Satan Dükkan

Mostar’a gelen kişilerin yüzde kaçı hatıra olarak tişört alıyordur. Yugoslavya’yı özleyenler var mıdır? Bir dükkanda Tito’nun resminin üzerine basılı olduğu tişörtler satılıyor. Gerdirilmiş tişörtlerin tezgahının az ötesinde boş kurşun kovanlarından yapılan sanat objeleri. Sahi biz neyi unutmayacaktık?

 

8- Dolce&Co Fincanından Kahve İçen Kadın

Koyu pembe, öyle mi deniyor o renge, bir binanın önünde kafe masasında oturarak kahve içen kadını görüyorsun. Dolce&Co aslında dondurma satmak için kurulmuş ama mevsim sonbahar ve orta yaşlı kadın, ihtiyarlığa doğru ilerlediği günlerde kupadan kahve içerek bunu kutluyor. Köprüye ilerleyen kalabalık çokça umurunda değil. Arkada pembeye boyanmış bir bisiklet dekoru tamamlıyor.

9- Mislilac i državnik Alija Izetbegović

Düşünür ve Devlet Adamı Aliya İzzetbegoviç yazılı bir kitabı görüyorsun. Kitap henüz Eylül ayında çıkmış. Türkçe’ye çevrilmemiş. Yanında Recep Tayyip Erdoğan: Bir Liderin Doğuşu kitabı var. İki lideri kitapçının dışarı koyduğu rafta görüyorsun. Köprüden önceki son çıkış burası. Durmak yok, yola devam diye mırıldanıyorsun kendine.

 

10- Don’t Forget ’93

İşte bu defa neyi unutmayacağınızı da söyleyen bir ibareyle karşılaşıyorsun. Unutmaman gereken şey 1993 yılı. 1993 yılında neler yaptığını düşünmeye başlıyorsun. Yıllar uzak geliyor ve bir miktar yaşlandığını fark ediyorsun.

 

11- J’existe

Ben varım diyor bir yapıştırma posta kutusunun üzerinde. Posta kutusu belki de Mostar’ın en bakımlı şeyi diye düşünüyorsun. Neyi unutmayacağını öğrendin ama kimin var olduğunu öğrenmek için zamana ihtiyacın olacak gibi.

12- Köprü Mezarlığı

1993’te yok edilmeye çalışılan köprünün parçalarından biri Neretva’nın diğer tarafındaki bir bahçede sergileniyor. Bakıyorsun tanıtıcı yazıya, birlikte yaşama için vesaire deniyor. Ölen bir köprü görüp görmediğini düşünüyorsun daha önce. Öldürülen köprüleri ne yaparlar diye sormuşlar Nasrettin Hoca’ya bir gün.  Yok yok sormamışlar…

 

13- Sarajevo? Dubrovnik-Split?

Her trafik tabelası aslında bir sorudur. Gittiğin yol da bir cevap. Mostar’a gelirken: Mostar? Dubrovnik? Diye sorulur bu soru. Dönüş yolunda soru bu şekle bürünür.

14- Smrtovnice

Ölüm belgesi demek bu. Bir tabelanın üzerine ölen kişilerin bilgileri yazılıyor. Kısa bir hayat hikayesi. Kadınlar için doğumda sahip oldukları soy isimleri. Bir tanesinin Gavrankaptenoviç mesela. Mostar’da köprüler gibi insanlar da ölüyor. Köprü bu sene 450. doğum yıldönümünü yaşıyor ama doğum gününü hatırlayan çıktı mı bilmiyorum.

 

15- Oslobodjenje

 

Manşette bir trafik teröristinin katlettiği Selma Agic’in fotoğrafı. Köprü ölüyor, bazıları her şeyini veriyor, Gavrankapetanoviç soyisimli kadın uzun yaşıyor, Selma ise bir aracın altında can veriyor. Oslobodjenje özgürlük demek, Smrtovnice ölüm belgesi.  Bir de çekilmeyen fotoğraf kalıyor zihnimde. Lejla Volim Te yazıyor bir sokak yazısında. Leyla seni seviyorum diyor. J’existe çıkartmasını yapıştıran da o olabilir diye kuşkulanıyorsun. Mecnun sanırım Leylasını aramak için Mostar’a geldi diyorsun. Köprünün üzerinde Leyla ile Mecnun’un buluştuğunu hayal ediyorsun. Sonra Hırvat topçusu onları vuruyor ve özgürlüğe kaçarken neyi unutmaman gerektiğini bir defa daha unutmuyorsun.