Ve Saraybosna şehri. Gökte yapılıp yere indirilen şehrin tanziri.

Tanrı şehri ve bütün insanlığın şehri

Tam da Üstadın Kudüsü gibi

Tırgovişte merkezli Vırhbosna olarak tarihe ilk adım atan, Bogomil dedesinin asasını Osmanlı meşayihlerden birine teslim ettiği yerleşim yeri.

Mehmed Fatih’in fetih gecesi arefesinde rüyasında gördüğü Ebu Bekir, Osman ve Ali hazretlerini… Rüyanın manasını taşıyan şehir. Ebu Bekr’i görmüş olması şehirde iman ve itikad olacağının işareti. Osman’ı görmüş olması Kur’an’ın sonsuza kadar okunacağının işareti. Ali’yi görmüş olması yaşayanlarının alim ve yiğit olacağının işareti. Halifelerden tek Ömer’i görmemesi – adaletin bir türlü olmayacağının işareti imiş.

Ve evet başka bir rüyasında gördüğü ve tekrar edip durduğu Baki ismi – Allah’ın isimleri bu şehirde bekaya kadar zikredileceğinin, son ezanlar Mekke-i Mükerreme, Medine-i Münevvere ile Saraybosna’dan duyulacağının işaretiymiş.

Fethedilen, işgal edilen, yakılan, sömürgelenen ve her seferinde Anka kuşu gibi küllerden dirilen şehir.

İnatçı insanların şehri.

Otorite tanımayan insanların şehri.

İnsanlara tapmayan, pek çok kimseye hayran olmayanların şehri.

Dolayısıyla, herkesin içinde rahat olduğu, kimsenin rahatsız etmediğı şehir.

Hatta şehrin gerçek dokusunu bozanları bile dışlamayan, ötekileşmeyen şehir.

Bogomil dedelerin, hoşgörülü Frensiskiyan papazların, gönül gözü ile dünyayı gören velilerin mirası.

Engizisyon’dan sürgün edilen Seferad Yahudileri kucaklayan şehir.

Kendi büyüklerini de yoksayan şehir.

Kaimi ve Seyfi gibi gönül adamlarının sürgün edildiği şehir.

Kışın aşırı soğuk, yazın aşırı sıcak.

Çelişkilerinin, zıtlıklarının uyum sağladığı şehir.

Saraybosna.

Amina Šiljak Jesenković

Bu yazı Baška dergisinin 1. sayısında yayınlanmıştır.