Saraybosna kuşatması bir başka ihtimal namına her şeyi süpürmüşken sadece ‘normal’ hissetmek isteyen birkaç adamın insiyatifi ile başlar film festivalinin öyküsü. Protest bir kimliği vardır festivalin zira Saraybosna’yı hapseden sınırlardan ziyade insanların zihnine çizilen psikolojik sınırlar, ruhlarında da hasar bırakmış belki de en çok ümidi kuşatmıştır.

‘Yarın’ kelimesinin şüpheli belirsizliği ve buna mukabil belirsizliğin insanı yutan tarafına bir tepki olarak gelişmiştir.

Kentte elektrik yoktur, Olduğu zaman da televizyon ve radyo haberleri insanların umutlarını tüketmekten başka bir amaca hizmet etmez.

Şubat 1993 yılında Saraybosna sahne sanatları akademisinde ‘savaş sineması’  kurulur. Bu ekipte yer alan Almir Plata’ nın şimdilerde ismini hatırlayamadığı Kanadalı BM askerinin ( Mark veya Sean), bir jeneratörle elektrik sorununu çözmesiyle ‘savaş sineması’ perdesini açar. İlk gösterim Terminatör 2 filmidir ve girişler bir sigara karşılığında yapılmaktadır zira hem zor bulunur hem de çok pahalıdır. Ülkeye gelen yabancı gazeteciler aracılığıyla VHS filmler edinirler. Çalışanların maaşları ise un, yağ, tuz, kahve gibi malzemelerle karşılanmaktadır.

Haris Pasovic bir röportajında şöyle diyor:

“Bu bir savaş sinemasıydı, yüz sandalye ve bir projektör… Savaşa, bombardımana rağmen gösterimlerimize devam ettik. İzleyicinin filmlere dair algısı da burada çok farklıydı. Sharon Stone’ın Temel İçgüdü’deki çıplaklığı üzerine çok konuşulmadı ama bir akşam yemeği sahnesi vardı ki, iki dakika kadar alkışlandı”

Ekibin neredeyse tamamı Saraybosna Sahne Sanatları akademisinde yaşamaktadır. Binanın depoları ve yer altındaki kısmı güvenlidir.

‘Gösterim olacaksa ve bombardıman başlamışsa insanlar gelmesin diye dua ediyorduk. Buna rağmen gelmekten vazgeçmediler.’

‘En azından iki saat ne olduğunu unutmak her şeye bedeldi’, diyor Almir Plata.

1994’ün sonlarına kadar kadar Savaş sineması devam eder. Sonra Obala Sanat merkezinde ikinci bir sinema merkezi açarlar. Locarno, Edinburgh gibi film festivallerinin retrospektifini yaparlar. Dönemin Venedik Film festivali direktörü Marco Muller Sarajevo’ya gelir ve gördükleri karşısında oldukça etkilenir.  Aynı dönemde Saraybosna’ya gelen Annie Leibowitz, Christian Boltanski gibi isimler festivalin namını dünyaya duyurmaya başlar.

1995 Yılında Locarno Film Festivaline giden Almir, 7000 kişilik açık hava sineması ‘ Piaca Grande’ yi görür ve aşık olur. Daha sonra 1996 yılında kendi Piaca Grande’ sini kurar.

Festival Quentin Tarantino’nun kült filmi Pulp Fiction’la açılır. 12 gün süreyle 15 bin kişinin izlediği festival, Mirsad Purivatra’nın deyimi ile ‘bebek’ doğar. ‘Genç insanları motive etmek, cesaretlendirmek istiyorduk’ diyor Purivatra. Haftanın ‘bu gün’ dışındaki günlerini hatırlatmak ve hiçbir şey olmamış gibi plan yapmak.

1995 Yılında festivalin basın toplantısında bir gazetecinin kendisine sorduğu ‘ Savaş zamanı niye festival’ Sorusuna ‘Festival zamanı niye savaş?’ diye efsane bir kapak yapmışlığı da mevcut kendisinin.

Komik, neşeli ve oldukça tehlikeli günlerdi, delice tutkuluyduk. Festivali bu güne taşıyan da bizim ve izleyicinin tutkusu oldu.

Bugün festival şehrin direniş ruhunun temsilcisi. Dünyada ve bölgede hatırı sayılır prestije sahip. Balkanlar ve Güneydoğu Avrupalı genç yönetmenleri ve genç yeteneklerin kendilerini tanıtabilecekleri, uluslararasılaşabilecekleri bir platform haline geldi.

Mali yönden pek de huzurlu olmayan Bosna’ya festival döneminde ekonomik hareketlilik getirisini de unutmamak gerek.

Festival büyüdükçe ruhu eksiliyor mu?  Diye sorduğumda,’ Bu bebeğin ergenlik dönemi’ diye cevap verdi Almir.  Yirmili yaşlarında, kafası karışık olabilir, farklı ilgi alanları ve talepleri olabilir, ama hala bizim bebeğimiz’ dedi.

Evet bebek bizim bebeğimiz. Sorunlu bir çocukluk dönemi geçirdiğini unutmadan bağrımıza basıp büyüteceğiz.

1995 Yılında festivalin basın toplantısında bir gazetecinin kendisine sorduğu ‘ Savaş zamanı niye festival? Sorusuna ‘Festival zamanı niye savaş?’ diye efsane bir kapak yapmışlığı da mevcut kendisinin.

Mirsad Purivatra

Rabia Leyla Bozkurt