Saraybosna denince dünyanın en renkli şehirlerinden biri canlanır benim gözümde. Bu renkliliği oluşturan sadece şehrin taşı, toprağı, ağacı, binaları değil; farklı insanları, inançları, kültürleridir.

Saraybosna çok kültürlü yapısı ile bilinen bir şehir.  Bunun temelinde ise yüzyıllar boyunca İslam, Katolik ve Ortodoks Hristiyanlık ve Museviliğin bir arada var olmuş olması var. Bu nedenle Saraybosna’ya eskiden “Balkanlar’ın Kudüs’ü” denirdi. Saraybosna dünyanın en renkli bölgesi Balkanlar’da dahi kendi renkleriyle öne çıkan bir şehirdi.

Burada bahsettiğimiz renkler aslında birer metafor. Ancak bu metaforların hayatta karşılıkları da var. Örneğin Osmanlı’da farklı inanç grupları farklı renkte giysiler giyerdi. Bu açıdan bakınca Osmanlı’da Saraybosna sokakları kadar rengarenk insanlarla dolu sokakları olan başka şehir var mıdır? Sanmıyorum… Bir de o zamanların renk renk geleneksel giysilerini düşünün!

Düşünemediniz mi? Haklısınız, düşünmek kolay değil. Nedeni basit: Eski zamanların renklerini bilmiyoruz. Çünkü görmedik.

Bazı araçları takip ederek bir şehrin tarihinde oldukça gerilere gidebilirsiniz. Örneğin şehirle ilgili anlatılan efsaneler, yazılmış hikayeler, masallar, şarkılar sizi şehrin yüzyıllarca öncesine götürebilir.

Ancak bu görsel olarak mümkün değil. Örneğin bir şehrin eski fotoğrafları en iyi ihtimalle 19. yüzyılın ortalarına kadar geri gider. Üstelik bu fotoğraf kareleri siyah beyazdır. Oysa bir şehre ruhunu veren şeylerin arasında en önemlilerinden biri renkleridir.

Saraybosna’nın eski renklerini merak ediyorsanız, şu an doğru yerdesiniz! Burada Saraybosna’da çekilmiş en eski renkli fotoğraflardan bazılarını bulacaksınız. Bunlar, dünyada herkes birbirine benzer giysiler giymeden önceki zamanlardan, 1912 yılının Ekim ayından renkli Saraybosna kareleri.

Savaşların yan yana yaşayan Balkan halklarını birbirlerinden ayırmadığı yıllardan…

İnsanların ve şehirlerin renklerini henüz kaybetmediği, tekdüzeliğin hayata hakim olmadığı zamanlardan…

 

 

Saraybosna pazarında ekmekçi. Kadrajdaki üç Müslüman erkeğin de giysileri benzer: fesler ve kuşaklar kırmızı, gerisi tamamen siyah.

 

Muhtemelen tüm şehirlerin tüm zamanlardaki en renkli yeri: Manav! Kara üzümler önde, ilk dikkat çekenler. Arkalara doğru domatesler, yeşillikler, turplar ve soğanlar göze çarpıyor.

 

Katolik Hırvat kadın. Çok eskilere dayanan dövme geleneğinin halen yaşadığı zamanlar. Bu dövmelerle ilgili farklı hikayeler anlatılır: Kimine göre Bogomil inancı döneminden kalmadır, kimine göre daha eskilere dayanır. Osmanlı döneminde çocuklarının devşirilmemesi, kızların cariye olarak alınmaması ya da bir Müslüman’ın onlarla evlenmek istememesi için Hristiyanlık sembolleri ve haç motifleriyle devam etmiş bu gelenek. Saraybosna’ya renk kattığı bir gerçek!

 

El emeği göz nuru Boşnak tarzı nakışlar.

 

İki Saraybosnalı Sırp arkadaş. Giyim tarzları kendi kültürlerine özel. Özellikle de taktıkları türbanlar farklı. Renk olarak kırmızı, siyah ve beyaz var üzerlerinde.

 

İslami motiflerle boyanmış bir tavan. Nerede olduğu belirtilmemiş. Hala duruyor mudur acaba?

 

Köşe başında bir fırın. Fırının Boşnak sahipleri hiç oralı değil. Önde bir çocuk poz vermiş, kapının içerisinde de meraklı küçük gözler var sanki. Asıl sürpriz ise üst katta: Bir kız pencereden bakıyor. Camlar açık. Ekim ayı olmasına rağmen hava güzel demek ki!

 

Kalabalık bir Sırp aile. Erkeklerin serpuşlarının hepsi ayrı telden çalıyor. En soldaki adamın başındaki başlık ise yer çekimine meydan okuyor. Yetişkinler sabit durabilmiş poz verirken ama çocuklar hep flu. Eski zamanlarda fotoğraf çekilirken daha uzun süre sabit kalmak gerekirdi.

 

Çingeneler tepesinden şehrin genel görünüşü. Fabrikaların renkleri öldüren gri dumanlı bacaları göze çarpıyor hemen. Belki de Saraybosna’nın hava kirliliği problemi daha o yıllarda başlamıştı.

 

Derme çatma evlerini önünde Roman kadınlar. İlginçtir, her zaman en renkli giysileri tercih eden Romanlar bu fotoğraflarda herkesten daha az renkli. Galiba zaman içinde diğerleri renklerini kaybederken onlar korumasını bildi.

 

Burada gördüğünüz fotoğraflar,  1912 yılının 15-25 Ekim tarihleri arasında çekilmiş. Fotoğrafları çeken aynı kişi: Fransız fotoğrafçı Auguste Léon. Bu fotoğrafları, Fransız bi banker olan Albert Kahn’a borçluyuz. Albert Kahn’ın finanse ettiği “Gezegenin Arşivi” adlı proje için, 1909-1931 arasında, 22 yıl boyunca, dünyanın tüm kıtalarından 50 ülkede 72.000 renkli fotoğraf çekilmiş. Burada Saraybosna’da çekilen 66 karenin pek azını gördünüz. Saraybosna’nın diğer kareleri ve tüm dünyadan erken dönem renkli kareler için Albert Kahn koleksiyonlarının internet adresi: