1922 yılında kurulan, tarihi boyunca eski Yugoslavya ve Avrupa’da önemli başarılar elde eden Velež Futbol Kulübü, geçtiğimiz sezon birinci ligden düşerek sadece taraftarlarını değil, ülkedeki tüm futbolseverleri hüzne boğdu.

Bosna Hersek’in güneyindeki Mostar şehri, daha çok şehre adını veren tarihi Mostar Köprüsü ile anılır. Mostar Köprüsü ne kadar şehrin simgelerinden, vazgeçilmez unsurlarından biriyse 1922 yılında kurulan Velež (Velej) Futbol Kulübü de bu unsurlardan biridir.

Adını, Mostar şehri yakınlarındaki Velež dağından alan kırmızı-beyazlı kulübün armasında ise komünist Yugoslavya’nın simgesi olan büyük bir yıldız mevcut. Savaşın ardından maçlarını Vrapcici Stadı’nda oynamaya başlayan Velež’in taraftar grubunun ismi ise ‘Kızıl Ordu’ (Red Army).

1922 yılında kurulduktan sonra uzun yıllar alt liglerde mücadele eden Velež, Partizan, Kızılyıldız ve Dinamo Zagreb gibi devlerin mücadele ettiği Yugoslav Birinci Ligi’ne ilk kez 1952/53 sezonunda yükseldi. Velež, sezon sonunda ligden düşse de 1955/56 sezonunda yeniden yükseldiği ligde, ülke dağılıncaya kadar kalmayı başardı. Belgrad ve Zagreb takımlarının baskın olduğu ligde önemli başarılar elde eden Velež, 3 kez ikinci olarak tamamladığı ligde, -ki biri averaj farkı ile kaçan şampiyonluktu- iki kez de Mareşal Tito Kupası’nı kazanma başarısı gösterdi.

Dördü Kupa Galipleri Kupası, ikisi UEFA Kupası olmak üzere altı kez Avrupa sahnesine mücadele eden Velež, 1974/75 sezonunda UEFA Kupası’nda çeyrek final oynayarak tarihindeki en önemli başarıyı elde etti.

Eski Yugoslavya’nın önemli kulüpleri arasında yer almayı başaran Velež, ülke tarihindeki birçok önemli ismi de dünya futboluna kazandırdı. Bursaspor’un efsanelerinden Nenad Bijedic’in (Nejat Biyediç) yanı sıra Türkiye’nin ilk yabacı gol kralı ünvanının sahibi eski Galatasaraylı Tarik Hodzic de bir dönem Velež forması giyenlerden. Bijedic ve Hodzic’in yanı sıra bir dönem Trabzonspor’un teknik direktörlüğünü de yapan Vahid Halilhodzic, futbolculuk kariyerinde Barcelona forması giyen Meho Kodro, kariyeri boyunca Almanya’da farklı takımlarda forma giyen Sergej Barbarez de Velež’in dünya futboluna kazandırdığı isimlerden sadece birkaçı.

Bosna’daki savaş (1992-1995) Mostar şehrini ‘doğu’ ve ‘batı’ olarak ikiye böldü. Savaşın belki de en çok zarar verdiği, asırlık Mostar Köprüsü’nün yıkıldığı, harabeye dönen şehrin batı yakası Hırvat, doğu yakası ise Boşnak halkın baskın olduğu bölgelere bölündü. Bu bölünmeden Velež de nasibini alacaktı. Savaşın ardından, elindeki her şeyi kaybeden kırmızı-beyazlılar, şehirdeki baskınlığını da Hırvatlar tarafından 1905 yılında kurulan, ancak 1945-1992 yılları arasında yasaklı olan Zrinjski Hırvat Spor Kulübü’ne kaptırdı. Daha önce maçlarını, ülkedeki en büyük ikinci stat olan Pod Bijelim Bregom Stadı’nda oynayan Velež, savaşın ardından şehrin Hırvat tarafında kalan stada da veda etmek zorunda kaldı. Kulüp ile özdeşleşen stadı terk etmek zorunda kalan Velež, bugün maçlarını yaklaşık 7 bin kişilik Vrapcici Stadı’nda oynamaya devam ediyor. Velež ile Zrinjski arasındaki derbi maçları ise geçmişte yaşanan Boşnak-Hırvat çatışmaları nedeniyle ‘yüksek riskli’ olarak nitelendirilirken, sadece Bosna Hersek değil, tüm Balkan basınının ilgisini çekiyor.

Savaşın ardından mücadele ettiği Bosna Hersek Birinci Futbol Ligi’nden (Premijer Liga BiH) 2002/03 sezonunda küme düşen Velež, üç sezon aradan sonra yeniden birinci lige yükselse de eski günlerine bir türlü dönemedi. Kulüpte mali sıkıntıların da baş göstermesiyle ‘Mostar’ın Yıldızı’ kapanmanın eşiğine geldi. 2015/16 sezonunu sonuncu tamamlayan Velež’in küme düşmesi, ülkede ‘bir yıldızın kayması’ olarak nitelendirilirken, sadece Mostarlıların değil, ülkedeki tüm futbolseverlerin üzülmesine neden oldu.

Kulübün bugün içinde bulunduğu sıkıntılı günlerin birincil suçlusu olarak politika gösteriliyor.

Dünya futboluna sayısız isim kazandırmış, önemli başarılara imza atmış bir efsanenin, borçları nedeniyle kapanmanın eşiğine gelmesini insan aklı almasa da birçok alanda bölünmüşlüğün hissedildiği, Mostar şehrinin ise bu bölünmüşlüğün simgesi haline geldiği bir ülkede aslında farklı bir durum da beklenmiyor. Sırf şehrin batı yakasında kaldı diye kırmızı-beyazlı takımın elinden stadının alınması ve Zrinjski’ye ‘hediye edilmesi’, politikanın, savaşın, sınırların ve bölgelerin bir efsaneyi ne duruma getirdiğinin de en büyük göstergesi.

Şehrin efsanesinin, yeniden hak ettiği yere gelip gelemeyeceği politikaya olduğu kadar Mostar halkına da bağlı aslında. Mostarlılar kulüplerine sahip çıkıp onu düştüğü durumdan çıkaracak mı yoksa bir yıldızın kaybolmasını, bir efsanenin unutulmasını sessizce izleyecek mi, bunu zaman gösterecek. Şehrin simgelerinden biri olan Mostar Köprüsü, 1993 yılında Hırvat topçuları tarafından yıkılmıştı, şehrin bir diğer önemli simgesinin de yıkılmasına izin verilmemeli. Tarihi köprü yenilenerek 2004 yılında yeniden eski görkemine kavuşmuştu, Velež de Mostarlıların desteğiyle eski görkemli günlerine geri dönebilir.

Efsane unutulmasın…

Kayhan Gül