Savaş başlamasaydı neler görecektim ne hikayeler dinleyecektim bilinmez. Ama Milyatska nehri kenarındaki yürüyüşüm, çocukluğumda kuvvetle meçhul olduğum bu ülke‘de şu an yaşıyor olmama sebeptir.

Bir kadın oturuyor Grbavitsa’da nehir kenarındaki bankta. Hayatımda böyle güzel yaşlanmış kadın görmedim ben. İkimizin de ayağında CAT botlar yağ yeşili birer parka, bir de  Sarajevo rüzgarı, bilmezsiniz o hayta hayta eser ama ılıktır.  O hayta rüzgarın hemen ardından öğreniyorum kadının hikayesini. Onu Grbavitsa nehri kenarında hâlâ görürüm ve hâlâ çok güzel yaşlanmakta…

Eğer 94 yılının Nisan ayında Boşnak sevgilisi Kurt Cobain ile aynı gün birbirlerinden habersiz birer av tüfeği ile kendilerini vurmasalardı, sevgilisi ile birlikte ABD’ye gidip yaptıkları müziği tanıtacaklardı Kurt Cobain’e. Ama bu şehirden kimse sağ salim bir akılla çıkmadı 94 yılından. Hiç anımsamak istemem ama Kurt Cobain de 94 yılının nisan ayından sağ çıkmadı, üstelik bir av tüfeği ile üstelik Jana’nın sevgilisi ile aynı gün başka av tüfekleri ile…

Jana sanki hep yirmilerin de kalmış gibidir. Yeterince yetişkin olamayan genç kadınları bilirsiniz, sigara ellerine yakışmaz bir türlü, yürürken sekmeyi ihmal etmezler, ne bileyim belki de masumiyete bağımlı bu kadınlar ne yaparlarsa yapsınlar acemilik dolu kadın duruşlarında  bir harmoni saklarlar. Jana kendi kendine konuşur nehrin dibinde bu harmonisiyle, ben o hikayeye  ağlamak için Nevermind dinler yürürüm nehrin kenarında…

Kurt Cobain ABD’li şarkı sözü yazarı, müzisyen ve sanatçı, Nirvana gurubunun vokali ritim ve solo gitaristidir. Kurt 1985 yılında Krist Novosele ile birlikte Nirvana’yı kurmuş. Bleach isimli ilk albümlerini 1989 yılında çıkarmışlar.

Doğum yılım olan 1989 yılında gerçekleşmiş her şeye tutkuyla bağlıyımdır, hani deseler ki savaş çıktı, ona da aidiyet hisseder var olduğum ülkeyi es geçerim. Ne diyeyim, bundandır belki de Sarajevo’da ne yaşansa şu nehir kenarında ki deliliğe baş koymuş kadının acısını kendi acım gibi benimserim.

Sarajevo kuşatması da çocukluğumun ilk yıllarına denk gelir. Kurt Cobain o sıralarda çığır açmıştır. Grubun ikinci albümü Nevermind 1991 senesinde yayınlanır. Smells Like Teen Spirit şarkısı ile X kuşağının en başarılı grubu olarak etiketlenir ve Cobain 90 neslinin sözcüsü olarak nitelendirilir. Fakat Kurt mesajlarının ve söylemlerinin yanlış anlaşılmasından dolayı sık sık bunalım dönemlerine girmiştir,  buna rağmen son albümlerin ‘de dinleyicilere manifesto tadında bir albümle seslenirler. Müzik dünyası bu albümü bir meydan okuma olarak adlandırır.

Hayatının son yıllarında Manik depresif oluşu, uyuşturucu bağımlılığı, ünü ve imajının yanı sıra hem kendi kişiliğinin hem de çevrenin eşi Courtney Love’ın üzerindeki baskıları ile mücadele etti. Bu sırada sağlık problemleri ile de hırpalanan Kurt, 8 Nisan 1994 tarihinde  Saattle’daki evinde Sarajevo nehri kenarındaki kadının sevgilisi ile aynı gün yaşama veda etti.

Kendisini av tüfeği ile başından vuran Kurt, bir neslin dünyaya olan umudunu kaybedişini simgeledi. Bir nesil kendini sürekli denek olarak kullanmaya mahkum hale getiriyordu. Kurt dev bir sanatçı olarak geçmişten bunu öngörebildi de mi yalan dünyayı terk etti dersiniz, yoksa Beat kuşağının izlerini taşıyan karakteri mi onu bitirdi dersiniz…

ABD sınırları içinde 25 milyon albüm sattı. Dünya çapında ise bu rakam 50 milyonu buldu. Eşi intihar eden tüm sanatçı eşlerinin çaresizliği ile aynı açıklamayı yaptı ‘’Onun için ne yapacağımı bilemedim. ‘’Ne gerçek aşk, ne güçlü sevgi ne kızımızın varlığı, rehabilitasyon, tedavi ne de dualar…’’ İntiharı engellemek dev bir sanatçıyı kendine sadakatle bağlamış bir kadının elinden gelmemişti, gücü yetmemişti…

Ben Kurt’un hayatını düşündüğüm de bu muhteşem kadından Kurt’dan daha fazla etkilenirim. Öyle bir kadın düşünün ki bir neslin tüm deliliğini görmüş, yaşamış. Zirvede bir adam ona kör kütük aşık olmuş, ona sadık kalmayı öğretmiş ama hayatta tutamamış. Yani anlayacağınız zirvedeyken ne kadar düştüyse Kurt Aşk’a da o kadar düşmüş, dibi görmüştür. İşte tam burada Turgut Uyar’ın Büyük ev Abluka’da şiirini, ey hayta Cobain kim düşürdü seni ablukaya diyerek okuyup okuyup ağlayasım gelir.

 Bak ben seni nerenden tutup kaldıracağım şaşacaksın

 Şimdi bu taşları biz çektik değil mi ocaklardan

 Bu asfaltı biz döktük biz onardık değil mi

 Bu yapıları on iki kat yapmak bizim aklımızdı

 Biz kurduk istersek umursamayız ya

 Abluka burada başlıyor çünkü…

Bizim çağımıza düşen dev işler yapıp umursamamayı öğrenememek miydi ? Yaptığımız büyük büyük işleri zirve de terk etmek mi? Oysa bugün 2020’ye üç-beş kala başarısız bir nesil olmadığımızı ön görebiliyorum. Fakat Kurt Cobain’nin terk ettiği tüm yaşamına baktıkça insan gerçek aşkı bulmakla, 27 yaşında ebeveyn olmakla, başarının doruğuna ulaşmakla, dünyayı kurtaramamış ama kendisini kurtarmıştır. Bilge insanlara kendini kurtarmak hiçbir dönemde yetmez, hele de sanatın hedonist zevklerini tatmış bir insansa eğer.

Yıllar geçti Kurt göçtü. İçimdeki hüzne olan hazzımı dindirip Jana’ya bir daha anlat her şeyi Kurt’un öldüğü gün Sarajevo’da neler oldu, bir daha anlat diyemedim. Hep Nevermind* dedim Sarajevo halkına ayak uydurdum. Ama sorabilseydim yada sorabilirsem bir gün o konuşma şöyle bitecek; Sarajevo’nun hıncı ABD’ye değil Avrupa’yadır. Bu yüzden Kurt Cobain dinlerdik doksanlarda, hala da dinleriz ne de olsa insan en yakındakilerine saldırır sinirlenince.

Sarajevo insan değil mi diyeceksiniz, yanılıyorsunuz! Avrupa Bosna savaşını nasıl kayıtsızca izlemiş mucize bir yapıysa , Sarajevo halkı da doksanlı yıllarda hayatta kalmayı başarmış öyle mucize bir toplumdur ve bugünlerde modern dünya buhranında sürüklenen Avrupa’yı aynı kayıtsızlıkla izler. Orta Avrupa’nın zamana karşı koyan tek halkı olarak kafaları her bozulduğunda deri ceketleri çeker, doksanlar müzikleri eşliğinde şehrin kapılarını kapatır ve müziğin sesini açarlar.

Kimseye bağlanamama, ait olamama başarının içinde umutsuzca kıvranma buhranları Avrupa’nın işidir. Bu sebeptendir ki şehrin tramvayının yenilenmesi umurumuzda olmadan yaşarız Sarajevo’da.

Bir çağ modern dünyaya teslim olacak diyerek Kurt Cobain ahir dünyaya göçmüştür…

 Dünya ait olamama hastalığında kıvranıyordur…

Balkanlarda bir şehir zamanı durdurup savaşı kazanmıştır, kelepir mi bu başarı bencilce mi dersiniz, ne derseniz deyin başarmıştır işte.

Hala 90’lı yıllardayızdır ve yakışıklı soyka Kurt, Jana’nın Boşnak sevgilisi ile eş zamanlı olarak kendini vurmuştur. Kimin umurunda yarınlar?

Yarın Allahın işidir, biz walkmenlerden Kurt Cobain dinleyip Juti tepesin’de akşamüstlerine gidelim Sarajevo, sen ağlama Avrupa ağlar ikinizin yerine.

 

Nevra Neretva

Bu yazı Baška dergisinin 4. sayısında yayınlanmıştır.